Uzakdoğu’da Devr-i Âlem

KUALA LUMPUR – PHUKET – HONG KONG – MACAU – SİNGAPUR

Aslında bu seyahate çıkmadan önce oldukça isteksizdim. İşim seyahat ve yılın son kalan boş diliminde evimde olmak bana daha iyi bir fikir gibi geliyordu. Ama ilacı almışım bir kere… Uçağın kalkmasına dört saat kala da olsa bagajımı hazırlamaya bir adım ileri iki adım geri fırsat buldum… Program yoğun olduğu için biraz pahalıya da gelse direk uçmayı seçtim ve ne kadar doğru bir karar verdiğimi, ilk durak Kuala Lumpur’ a varınca anladım. Arka tarafta kalan boş sıra ve artık tanış olduğumuz beni, yine mi sen! :) diye karşılayan kabin memurlarının yönlendirmeleri bana fazlasıyla rahat bir uçuş geçirmemi sağladı.

Şimdiden söyleyeyim, uçacaksanız asla yeni uçak diye diretmeyin! Günümüz dünyasının şartları, havayollarını koltuk aralarını daraltmaya itmiş, bu sebeple ne kadar eski uçak o kadar geniş koltuk aralığı…

Kuala Lumpur uçuşu yaklaşık olarak 10 saat kadar sürüyor. Mümkün olduğu kadar akşam saatlerinde kalkan bir uçağa binip, uçuşun ilk yarısında uyumayı seçerseniz Jetlag yaşama ihtimaliniz o kadar düşüyor. Kuala Lumpur Havalimanı son derece modern, ama oldukça karışık taksi ile merkeze gitmek isterseniz şoförün insafına kalmadan çıkış kapısının hemen gerisindeki ofisten, gideceğiniz adresi vererek, önceden belirlenmiş ücretler doğrultusunda gideceğiniz yere ulaşabilirsiniz. Fakat bütçeniz daha düşükse hızlı tren alternetifi de oldukça uygun (ki ben öyle yaptım…) İlk akşam güzel yemekler ve danslar eşliğinde bir eğlence yorgunluğunuzu atmanıza yardımcı olur benden söylemesi ;)

Kuala Lumpur
Başkent oldukça ihtişamlı ve yüzü batıya dönük. Her ne kadar farklı dinleri de barındırsa da Müslüman etkisinde. Halk genel olarak sakin ve yardımcı. Sizi bir şeyler almaya dürtükleyen yok. Özellikle Petronas Kuleleri şehre güzel bir kimlik kazandırmış. Gece ışıklandırması muhteşem. Sade ve göz alıcı. Tepesine çıkmak sizin kararınız, ama ben karşıki gökdelenin Fuego isimli barından izlemeyi tercih ettim. Gece manzarası mükemmel. Taksi ulaşımı için ücretler ise oldukça makul.
Batu Mağaraları şehrin hemen yakınında. Ekstra turlar düzenleniyor. Bu Hindu Tapınağı‘na ulaşmak için 272 merdiven tırmanmak gerekiyor. Ama yol boyu sizlere eşlik eden maymunlar, yorgunluğunuzu hissetmenize engel oluyor. Tepedeki mağarada aynı dinde buluşan insanlar tanrılarına dua ediyor. Okul hayatımızda ilahi olmayan dinler arasında bizlere öğretilen Hinduizm öğretisi doğada var olan hiçbir şeye zarar vermeme hayvanları öldürmeme ve yememeyi şart koşuyor reankarnasyona inanıyor. Zarar vermeme, öldürmeme… Sizlere bir şeyler anımsattı mı??? Çok ileride ortaya çıkan ilahi dinler, keşif ve fetih adı altında binlerce insanı katletmemiş mi??? Bunları soruyor insan kendine… Günümüzde maalesef uygulayamadığımız ve bizlere ilahî olmayan din çerçevesi altında, şöyle bir gösterilen ve çevresinde milyarları barındıran bu yaşantı tarzının, özündeki zararsızlığı… Çok ama çok düşündürücü… Neyse kentin dokusu sonradan oluşmuş yeni yapılan binalar birbirinden gerekli uzaklıkta dizayn edilmiş bu sebeple şehir oldukça ferah veeee SICAK! Ben gezerken 34-35 arası ve oldukça nemli idi. Sevgili ve çok sevgili İngilizlerin kolonileştirdiği zamanlardan kalan izler yer yer karşımıza çıkıyor, fakat günümüz şehri kendine has, ihtişamlı  ve nezih bir dokuya sahip. Yemek konusunda hiç zorlanmıyorsunuz Uzak doğu Mutfağı her ne kadar çoğumuza itici gelse de denemekte yarar var. İstenmezse modern şehir dokusu içerisinde her türlü yiyeceğe kolaylıkla ulaşmak mümkün. İkinci durağımız gerek Avrupalı gerekse Asyalı turistlerin ilgisini çeken bir doğa cenneti PHUKET! Uçağımız alçalırken eşsiz doğa güzellikleri bizi selamlamaya başlıyor günde yaklaşık 10 tane uçuş var. Birisi mutlaka ucuz ;) Havalimanı biraz keşmekeş oldukça eski, ulaşım için profesyonel bir tur şirketi ile gitmiyorsanız özel bir transfer ayarlamak olmazsa olmazlardan. Ada Tayland Ülkesi‘nin en büyüğü ismi Malayca ”tepe” manasına geliyor. Eski balıkçı kasabası olan köyler günümüzün turizm merkezleri. İki güzel bölgesi var. Birisi Patong diğeri ise Karon Beach. Birbirinden taban tabana zıt iki bölge. Patong Bölgesi salaş yapısı thai yaşantısını biraz daha gözler önüne seriyor. Fakat bu bölgede fuhuş oldukça yaygın. Rahatsız olanların dikkatli olmasında yarar var. Fakat gece geç saatlere kadar açık olan gece kulüpleri şovlar sizleri eğlenceye doyuracak potansiyele sahip. Karon ise biraz daha sakin Avrupai bir görünüme sahip. Lüks resort oteller plajın hemen önünde sıralanıyor. Gelmişken olmazsa olmaz thai masajı ise yaklaşık iki saat sürüyor. Yağ kullanılmadan özel giysiler eşliğinde, kasları gerip esnetmeye dayalı bir masaj. Bitiminde her ne kadar dayak yemiş gibi olsanız da, bir müddet sonra mükemmel bir rahatlama günler boyunca sizinle… Bedeli ise ülkenin para birimi ile 800 ile 900 baht arasında. Yağlı masaj ise 400 baht civarında. Fakat mekanlara girerken önce şöyle bir bakmakta fayda var, masaj salonu adı altındaki fuhuş merkezleri hemen kendilerini belli ediyorlar. Rehberinizden de bu konuda bilgi alabilirsiniz. Adanın çevresi ise tam anlamıyla doğal güzellikler hazinesi. Hemen hemen tüm turistlerin gitmek istediği fakat turistik fiyatlarından ötürü ön yargılı baktığı bir yer Phi Phi Adası. Anakara’dan yaklaşık bir saat süren sürat teknesi yolculuğu ile ulaşılıyor. Daha önce sürat teknesine binmemiş olanlara ise tavsiyem en arka bölümde oturmanız, yola çıkınca bana dua edersiniz :) İlk durak balıkların ellerinizle besleyeceğiniz muhteşem bir koy, sonrası ise butik bir otelin sahip olduğu beyaz kumlarla çevrili muhteşem bir plaj doğa güzellikleri insanın mantık sınırlarını zorlayacak cinsten. Tam gün süren bu keyifli gezi ödediğiniz paranın tam anlamıyla karşılığını sizlere sunuyor.
Adada bir diğer deniz yolculuğu ise, James Bond adası olarak isimlendirilen adalar topluluğuna düzenleniyor. Ne lüzum var iki tekne turuna diye düşünmedim değil… Fakat iki tekne turu birbirinden taban tabana zıt konseptte. Bu sefer sürat tekneleri yerine gezi tekneleri sizleri kayalıklar topluluğuna götürüyor. Siz suya atlamayı hayal ederken kanolarda oturmuş görevliler sizleri davet ediyorlar nasıl yani suya girmeyecek miyiz???!!! Vallahi de billahi de ilk iki molada çimme diye tabir ettiğim yüzme molası yok… Fakat size özel kanolarla yapacağınız mağaralar, küçük koylar ve bunları birbirine bağlayan geçitler arasında yapacağınız muhteşem bir yolculuk sizleri bekliyor! Denize girmeyi aklımdan bile geçirmedim desem yeridir. Yemek molasının ardından muhteşem bir plaj sefası ise bu geziye ayrı bir renk katıyor. Kaçırmayın derim, benden söylemesi!
Bu arada akşamları renklendirmek için iki farklı yerde muhteşem iki farklı gösteri izleyebilirsiniz. Gösteriye seyrettiğiniz zaman maliyetlerin çok yüksek olduğunu ve Avrupa’da böyle bir şovun mümkün olamayacağını hemen anlayabiliyorsunuz. FANTASEA isimli şovda tepenizde uçan kuşlara bakarken trapezcilerin ahengine tanık oluyor, SİAM NİRAMİT Show‘da ise sahne olarak gördüğünüz yerin bir anda büyük bir havuza dönüştüğüne şahit oluyorsunuz. Her iki gösterininde öncesinde açık büfe yemek mevcut. Özellikle yerel tatlara alışamayanlar için bir hazine, çünkü fazşasıyla Avrupa Mutfağı’nın etkisinde.
Sıradaki durak HONG KONG!!!!
Her ne kadar adı Çin ile beraber anılsa da kültür olarak bir hayli uzakta. Denize dolduralarak yapılmış Havalimanına indiğinizde son derece düzenli, biraz kalabalık ve bir o kadar da lüks bir şehre geldiğinizi hemen hissediyorsunuz. Çin’in bu özerk bölgesi yatay olarak değil dikey olarak gelişmiş elli katlı apartmanlar 430 metre yükseklikte ki finans merkezi, gerek lokal gerekse uluslararası şirketler burayı tam anlamıyla finans merkezine çevirmiş küçük bir alanda yaşayan 7 milyon kişiye ev sahipliği yapıyor Hong Kong. Gücünü aynı zamanda limanından alıyor.
 Hong Kong
Çin’in başkenti Pekin ile birbirine bağlayacak hızlı tren çalışmaları hız kesmeden devam ediyor şu an 27 saat olan mesafe sekiz saate inecek. Dil çince fakat ingilizce daha etkin. Hemen herkes konuşuyor. Malum modern koloni… Şehiri yerden tanımanız mümkün değil. Bu sebeple şehre hakim Victoria Tepesi’ne çıkıp manzarayı seyretmenizde yarar var. Yüksek kuleler, iskeleler, liman ayaklarınızın altında… İki ana bölümde oluşuyor eski şehir Naton Road ya da Kavlun… Eski betonarme yapıların arasında birbirinden lüks mağazalar, yanlarındaki salaş Çin lokantaları!!! Hepsi leziz en ön yargılı kişiyi bile yoldan çıkaracak cinsten. Şehir budist fakat çok dindar oldukları söylenemez. Kapitalizm bu duyguları silip süpürmüş… Trafik problemi maalesef var. Bu sebeple her noktaya +15 -20 dakika koymanızda yarar var. Eğlence merkezleri şehire ayrı bir renk katıyor. Çin işi hediyelik dükkanları ise özellikle hanımları cezbedecek cinsten.Buraya kadar gelmişken bir gece daha tatili uzatıp kumar merkezi MACAU‘ya gitmeden olur mu???? Tabii ki olmaz!!!! Macau Bizdeki deniz otobüslerini anımsatan fakat açık denize göre dizayn edilmiş Hızlı Feribotlar yaklaşık bir saat uzaklıkta ki bu şehir devlete sizleri ulaştırıyor. Hakim abi kim??? Tabii ki de Çin… Merkeze doğru yol alırken Kominist dönemden kalan harap binalar karşımıza çıkmışken bir de ne görelim??? PORTEKİZ!!!! Koloni döneminin önemli Portekiz limanlarından biriymiş Macau halen şehir merkezi tam anlamıyla Portekiz esintileri yaşatıyor. Kimliğini koruyup, başkalarıyla harmanlayarak güzel karışım olarak karşımıza koyan bir şehir Macau. Mutlaka ama mutlaka görülmeli… Yaklaşık 18 tane Casino var bu küçücük ülkede. En ünlüsü David Beckham‘ın da reklamlarında oynadığı Venetia! Kapalı mekanda ki üç boyutlu gökyüzü efekti, büyük Casinosu, Venedik evleri şeklinde yapılmış şüks dükkanları ile tam anlamıyla ibsanon nutkunu tutturan bir merkez… En az 2-3 saatinizi ayırmanızı öneririm. (Bu arada Macau’ya gelirken Hong Kong’dan dönüş uçak biletinizi mutlaka yanınızda bulundurun. Aksi halde soluğu polis merkezinde alabiliyorsunuz… Bazıları gibi (ben) dağınık olmayın;). Ortalama gidiş dönüş feribot 50€ civarında fakat otelden otele özel tur almanızı tavsiye ederim… Feribot dolulukları farklı limana bırakma gibi olası aksiliklerin önüne geçersiniz.
 Ve son durak SİNGAPUR…
Hong Kong dan yaklaşık 3,5 saat sürüyor buraya varmak. İnanılmaz organize, temiz ve kurallara bağlı bir şehir burası. Sakız yok, sigara içmek çöp kutularının yanında, vandalizm yasak veeee Sıcakkkkk!!!!! İsminin alamı Aslan Şehir. İnsan eliyle yaratılmış bir cennet. Özellikle Tayland ile tam olarak zıt bir karaktere sahip. Orchard Caddesi ünlü markaların devasa dükkanları, caddeleri ise sık aralıklarla geçen lüks ötesi arabalara sahip. Çok pahalı!!!! Bir su 3€ kahve 4€ şık bir mekanda içeceğiniz bir bira ise yaklaşık 12€ civarında burada minimum zamanda maksimum geziyi yapmak en akıllıcası. Taksi ücretleri bu fiyatlarla kıyaslanacak olursa oldukça makul ortalama 6-8 euroya şehir merkezinde herhangi bir noktadan diğerine ulaşabiliyorsunuz.
Merloin Bay şehire merhaba diyeceğiniz önemli bir nokta görmeden sakın ha gelmeyin. Şehir sembolleri ardı ardına burada sıralanıyor. Ama bana sorarsanız gece bir ayrı güzel saat tam 11 de başlayan ışık ve lazer gösterileri ile ben zenginim diye bağırıyor dünyaya… Yerel halk bir hayli zengin Hindistan gibi ülkelerden buraya gelenler ise şehir hayatı içerisinde ikincil işlerde çalışarak kendine yer bulmaya çalışıyor. Şık gece kulüpleri ışıklı gökdelenleri, parkları, saygılı ve medeni insan karakteri ile tam anlamıyla ben çoktan birinciyim diyen bir ülke Singapur. Gece saatlerinde vahşi hayvanları yanı başınızda görebileceğiniz gece safarisi imkanı da var. Sırası biraz uzun fakat görmeye değer. Her ne kadar beton yığını ilgiyi farklı bir yöne kaydırsa da şehirin hemen girişinde ki Sentosa Adası tropik tertemiz plajlara, partilere, deniz kıyısı resort hotellere ve eğlence parkına sahip. Mutlaka görülmesi gereken bir kompleks hava ray sistemi ile kolayca ulaşmak mümkün. Uçuş vaktimi beklerken zaman öldürdüğüm Sentosa Adası‘nın mükemmel kumsalında bu satırları yazarken aklımın bir köşesi hep aynı şeyi söylüyor. Bedeli ne olursa olsun GEZMEK GÜZEL ŞEY!

1980 istanbul doğumlu. 1998 yılından beri turist rehberliği yapıyor... Hobisi; mesleği...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir