Patmos’da Gizli Bir Hazine

Yunanistan’ın Patmos Adası izlenimlerini yazmadan önce, Chora bölgesinde rastladığım gizli bir sanat galerisini yazmak istedim. Chora ( Hora ) Patmos adasının başkenti ve limanın yani  Skala’nın 3 km güneybatısında yer alıyor. Hıristiyanların yedi hac yerinden biri olan Patmos’un Hora bölgesi, UNESCO‘nun ‘Evrensel Miras Anıtı’ listesinde. Patmos adası St.John ( Yuhanna) İncil’in yazıldığı ada. Hıristiyanlar için yedi hac yerinden biri olan Apokalypsis mağarası ve kilise bu adada bulunuyor. Doğu Ege Denizi’ndeki Patmos’un yüzölçümü 34 kilometrekare. Kışın nüfusu 3 bine kadar düşen adanın yaz sezonundaki nüfusu 10 binleri buluyor.

PatmosAdada yaşayanların geçim kaynağı turizm. Chora bölgesinde, dikkatinizi ilk çeken beyaz badanalı evleri, begonviller ve daracık gizli sokakları oluyor. Chora’da St.John Kilisesi‘ni gezdikten sonra, daracık sokaktan geçerken, kafamı bir anda sağa çevirip bir tabloyu görene kadar, böyle bir galeriden şans eseri haberim oldu

Sahibi Andreas Kalatziz ve kendisi çok iyi bir ressam. Kendisiyle resimleri üzerine bir saat konuşma fırsatımız oldu.  Galerisinde kendine ait birçok eser bulunuyor, bununla birlikte dünya çapından sanatçıların eserlerine de yer veriyor. Venedik, Berlin, İngiltere’den ressamların eserleri bulunuyor. Andreas, halen üzerinde çalıştığı iki resim hakkında da bilgi vermekten çekinmedi ve bize uzun bir süre galerisindeki resimleri tek tek anlattı.

 

PatmosSanat galerileri ve Müzeler, bir  ülkenin ve toplumun aynasıdır diye düşünüyorum. Müze sözcüğü Yunanca ‘da gü­zel sanatların esin tanrıçaları “Musalar’ın ta­pınağı” anlamına gelen museion sözcüğün­den türetilmiş. Avrupa’da, özellikle Rönesans döneminde, krallar ve prenslerin yanı sıra, İtalya’daki Floransalı ünlü Medici ailesi gibi, güzel sanat­lara ilgi duyan birçok soylu ve varlıklı kimse sanatçıları koruyor, saraylarını süslemek için yapıtlarını satın alıyordu. Sonraki yüzyıllarda ticaretin gelişmesiyle zenginleşen tüccarlar da sanatçılarla ilgilenmeye ve değerli buldukları yapıtları toplamaya başladılar.

 

Yunanistan’ın sahip olduğu sanatı ve kültürü görünce biraz Yunan sanatı hakkında yazmak istedim açıkçası. Sanat ve kültürün başlangıcından itibaren bütün üslup ve devirlerinin düzgün bir gelişim içinde yaşandığı bir yer aramaya kalkarsak, ilk uygarlıklar arasında ilk Eski Mısır’ı ve onu takip eden Eski Yunan sanatını sayabiliriz. Yunan sanatı, Girit Adası‘ndaki Minos, Yunanistan‘daki Miken, Anadoluda‘ki İon, Dor ve Aiollerin etkisiyle ortaya çıkmış. Yunanistan’da çağdaş kültürel zenginlik oldukça fazla ve kolay ulaşabiliyorsunuz. Modern sanat müzeleri, açık hava sergileri ve antik tiyatrolarda sergilenen performanslar, Yunan kültürünün neler sunduğuna dair izlenimleri görebilirsiniz. Mezopotamya, Mısır ve Anadolu gibi doğu kültürlerinden etkilenerek çok büyük bir uygarlık kuran Yunanlılar, sanatta da çok ileri gitmişlerdir. Mimari, heykel ve seramik gibi birçok alanda eserlere sahip Yunanlılar kendilerinden sonraki uygarlıklara da örnek olmuşlar. Yunan sanatının etkileri özellikle Rönesans akımında belirgin bir şekilde görülmektedir.

Patmos

Yunan sanatı beş döneme ayrılmış. Bunlar sırasıyla Geometrik Dönem, Doğu Etkisi Dönemi, Arkaik Dönem, Klasik Dönem ve bugüne kadar beni en çok etkileyen Helenistik Dönem. Helenistik Dönem’de heykel sanatında, Klasik dönemin tanrısallığını yansıtan ağırbaşlı görünümün yerine sevinci, şiddeti, şirinliği, hırçınlığı, yansıtan ifadeler almış. Bu dönemin en belirgin özellikleri, çeşitli yapıların duvarlarına, lahitlere, sunaklara yapılan kabartmalarda görünür. Helenistik dönem, Büyük İskender’in Anadolu’ya girişiyle başlayan ( MÖ 330-30) planlı kentlerin yapıldığı, müzelerin, kütüphanelerin kurulduğu ve heykel sanatının geliştiği bir dönemdir. Büyük İskender Yunanistan’ın doğusundaki ülkeleri ele geçirerek büyük bir krallık kurar. Bu dönemde sanatta büyük değil, duygulara önem veren yapıtlar ortaya çıkmış. Heykellerde ağlayan, sevinen insan figürleri gösterilmiş. Yunanlılar sanatın bütün alanlarıyla ilgilenmişler. Evleri tapınaklar yapmışlar. İlk tiyatroyu kurmuşlar ve konser salonları inşa etmişler. Helenistik dönemde, Yunan heykellerinin en güzel örnekleri verilmiş. Bu heykellerde insan vücudu bütün güzelliğiyle gösterilmiş.

 

Bilgi Üniversitesi İşletme mezunuyum. Kafeinli Gezgin’i 2012 yılında açmaya karar vermenim sebebi, gezmeyi, kültüre sanata ilgi duyan, yeni yerler, yeni bilgiler edinmek isteyen meraklılar için seyahatlerinde yol gösterici bilgiler vermeyi kendine amaç edindim. Çok sevdiğim ünlü gezgin Nancy Novogrod’ın bir sözünü hatırlatmak isterim. ' Daha çok insan seyahat edebilse dünya çok daha iyi bir yer olurdu’ der.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir