Kamboçya ve Yalnız İki Kadın

Biz 2 kadın yıllardır “gidiyoruz”… Farklı ülkeler ve kültürler, farklı hayatlar, yaşanmışlıklar ve görünmeyen yüzler hep ilgimizi çekiyor. Gidip gelsek de tekrar gitme, yine gitme, yeniden gitme duygusu içimizi kemiriyor, oralarda bir yerlerde sanki birileri bizi çağırıyor.

Gittiğimiz ülke hakkında belirli bir birikime sahip olmak için tarihi eserleri, müzeleri, tapınakları, kiliseleri, cami ve ibadethaneleri ziyaret ediyoruz. Ancak yollar, şehirler, köprüler ve eserler ruhumuzu tam olarak tatmin etmiyor. İçinde yaşayan insanlar ve sahip oldukları yaşanmışlıklar ile bir bütün olunca eksiğiniz tamamlanıyor.

Karşılıklı birbirinizin dilini bilmiyorsunuz, örf ve adetlerine yabancısınız, ortak noktanız  insan olmak ve insana dair duygu bütünlüğü, bazen binlerce kelime ile anlatamadığınızı bir bakış, bir dokunuşla yani  beden dili ile sözcüklere dökmeden anlatabiliyorsunuz.

Hangi toplumda olursa olsun, insanların duygularına dokunabilir ve anlayabilirseniz işte o zaman var olduğunuzu, gerçekliği hissediyorsunuz seyahatiniz gerçek bir yolculuğa bir serüvene dönüşüyor.

Bu yaşamnâmemizi yine aynı duygu durumlarıyla kaleme alıyoruz:

Farklı yıllarda 3 kere yolumuzun kesiştiği,  dünyaca ünlü UNESCO tarafından koruma altında olan Angkor Tapınaklar ile tarihi ve turistik yerlerini de gezdiğimiz bizim gözümüzle “insan halleriyle KAMBOÇYA” :

Güneydoğu Asya‘da bulunan ve 1863-1953 yılları arasında Fransız sömürgesinde kalmış ülkenin geçmişi acılarla doludur. 1976-1979 yılları arasında Başbakanlık yapmış bulunan Kızıl Khmerlerin Lideri Pol Pot 1 milyondan fazla kişiyi katletmiş ve bir o kadar kişiyi de sakat bırakmıştır.

Tayland‘tan karayoluyla Had Lek kapısından geçip, Cham Yeam Kamboçya sınır kapısından ülkeye giriş yapıyoruz ve etrafımızı el arabalarında valizleri taşımak için yarışan Khmer‘li kadınlar çeviriyor. Sadece sırt çantamız var, ama kadınların geçimlerine katkıda bulunmak için çantalarımızı teslim ediyoruz ve bizi bekleyen araca doğru yol alıyoruz.

Ülkede özürlü insan sayısı çok fazla maalesef, ayaklarını mayında kaybeden, kendi ezgileri ile müzik yaparak geçimini sürdüren  bir Khmer‘liyi görüyoruz, mayınların çok olduğunu temizlenemediğini öğreniyoruz.

Sihanoukville‘e gitmek için o günkü otobüsün gitmesi nedeniyle, herkes  ertesi sabahki otobüse binmek üzere bir yerlerde konaklamak için dağılıyor.

Yolda tanıştığımız Fransız Dani‘ye birlikte gidebileceğimizi ve  taksinin parasını bölüşebileceğimizi teklif ediyoruz. Önerimiz Dani’ye çok cazip geliyor ve teklifimizi kabul ediyor. Bizim açımızdan problem yok, ancak taksici kesinlikle almam, 2 kadın için anlaştım, adam gitsin diyor, yarım saatten fazla mücadele sonunda taksiciyle anlaşıyoruz, 5 dolar fazlasıyla Dani ile birlikte 65 dolar olan taksi parasını biz 20’şer dolar, Dani ise 25 dolar olarak bölüşerek yol alıyoruz.

Dani 5 dolar fazlalığı ödemeyi hemen kabul ediyor, çünkü o vizesini 30 dolara alırken biz 33’er dolar ödemiştik, “siz  zaten kazıklandınız” diyerek bizlerle kafa buluyor.

Dani 55 yaşlarında tipik bir Fransız, eşini 5 yıl önce kanserden kaybetmiş. Kamboçya’yı sevdiğini, her yıl ev tutarak 6 ayı burada geçirdiğini, eşinin ölümünden sonra hayatında farklı bir sayfa açıldığını, oğlunun da her gelişinde “sakın oradan evlenip gelme” diye tembih ettiğini anlatıyor. İster Fransız, ister İngiliz evlatların ebeveynleri ile ilgili kaygıları hep aynı ve milliyet tanımıyor.

Seyahatimiz boyunca yılın 6 ayını burada geçiren, ikinci baharlarında bir şey düşünmeden deniz, güneş ve ucuzluğun tadını çıkaran emekli turistlerle tanışıyoruz.

Kamboçya

Önce Sihanoukville şehrinde bulunan girişimci Türk dostlarımızla bir araya geliyoruz, yaklaşık 1 ay boyunca bizi misafir ediyorlar ve her deliğe girip çıkıyoruz.

Sihanouk sokaklarında dolaşırken Beşiktaş taraftarlarının bir sokakta bulunan duvara 35 İzmir ÇARŞI yazdığını görüyoruz ve gerçekten inanamıyoruz dünyanın bir ucunda ÇARŞI‘nın karşımıza çıkması, bizden bir parça olması birden  çok heyecanlandırıyor, sımsıcak sarmalıyor ve  evimizde hissettiriyor. Bu da bize insanların bir sembolle bile duygu durumunun değişebileceğini, ait olma, güven duyma hissinin ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.

Kamboçya'da Beşiktaş

İnsan manzaralarında karşımıza bir teyze çıkıyor, tüm fakirliğine rağmen oldukça pozitif olan teyzemiz evinin önünde kurduğu hamakta sallanıyor.Tek kızını evlendirip yalnız yaşayan teyzenin evinin içine giriyoruz,  tüm yoksulluğuna rağmen, evlilik törenlerine çok önem verdikleri için görkemli bir şekilde duvarda asılı resimler hemen dikkatimizi çekiyor. Kıyafetlerinin askılarda açıkta olduğu, birkaç kap kacak, TV ile bir masadan ibaret olan 8-10 metrekare evini görüntülerken teyzemizin huzurlu hali bize de yansıyor, teşekkür ederek ayrılıyoruz.

8 Mart Dünya Kadınlar Gününde kadın kasapların ve tüm satıcıların kadın olduğu yerel marketi geziyoruz, kadının çalışkanlığını görüntülerken, ince zevkini ruhuyla birleştirdiğini ve  1-2 metrekarelik tezgahlarının üzerine kurdukları hamaklarda dinlendiklerine şahit oluyoruz. Bizim için kaos olarak adlandırabileceğimiz bir ortamı keyfe dönüştürdüklerini görüyoruz.

Her gün önünden geçtiğimiz komşumuz erkek berberinin, toprak zemin üzerinde, sadece tavanı ve 3 tarafı derme çatma tahtayla kapalı olan dükkanı ve içindeki eski bir berber koltuğu, birkaç makas ve yerdeki tomar tomar saçları dikkatimizi çekiyor. Bu arada berberin işinin başında kendisine emanet edilen torununa bakması, sevgiyle torunları ile ilgilenen dedeler bizi çok etkiliyor ve sohbete dalıyoruz. Bir kez daha dedeliğin her yerde aynı  ve  torun sevgisinin bambaşka olduğunu görüyoruz.

Kamboçya'da Erkek Berberi

Gezdiğimiz yerlerde karşımıza çıkan maymunlar da hemen dikkatimizi çekiyor, daha önceden aldığımız muzları kucağında bebekleri olan maymunlara veriyoruz, insan gibi kabuklarını soyarak bebeklerini besliyorlar, bizde keyfini yaşıyoruz.

Kamboçya’da düğünlere çok önem verildiğini öğreniyoruz ve bir düğüne davet ediliyoruz. Düğün törenleri salonlarda yapılabildiği gibi sokaklarda kurulan çadırlarda da yapılıyor. Bazen trafiğin kapanarak sokaklara, bazen de yanlarından vızır vızır araçların geçtiği caddelere büyük çadırlar kuruluyor, çadırların içi ve dışı  çok güzel süsleniyor, dış kısmında çadır girişine sol tarafa büyük çerçeve içine konmuş çiftin nişanlık resmi, sağ tarafına ise gelin ve damatlık resmi asılıyor.

Davetiyeleri de oldukça süslü ve isminiz yazılı olan  zarfa herkes bütçesi oranında para koyarak çıkışta düğün sahiplerinin başında bulunduğu kalp kutuya atıyor, zarfı açıp yapılan hediye miktarını hemen deftere kaydediyorlar. Fakir olmalarına rağmen düğünlere çok özen gösteriyorlar ve yıllarca para biriktirip  hazırlanıp, çok şık giyiniyorlar, aile kavramına da  önem veriyorlar.

Kamboçya'da Düğün Davetiyesi

Sabah başlayan ve  Buda’nın bir heykeli ile yiyeceklerin konulduğu çadırın içinde yeni evlenen çift için mistik bir müzik eşliğinde hayır duaları ediliyor. Biz de bu olaya dahil olarak, kendilerine dua ederek mutlu olmalarını diledik.

Yiyecek ve içeceklerin oldukça bol olduğu ve  boşalan tabakların hemen takviye yapıldığı düğünlerde, gecenin sonundaki manzara ise görülmeye değer.

Uzun süre kaldığımız ülkede biriktirdiğimiz anılarımızı kaleme almaya devam edeceğiz,

Biz gittik…

KIYIYI KAYBETMEYE CESARET EDEMEYEN YENİ OKYANUSLAR KEŞFEDEMEZ!

Herhangi Bir Alan Bulunamadı.

blank

Merhabalar! Biz iki eski komşu, hala çok yakın iki arkadaş, yıllardır sırt çantasıyla seyahat ediyoruz. Ikimiz de emekliyiz, ancak hayattan emekli değiliz, herhalde bastonlarımızla bile gezeceğiz, ortak noktamız gezme ve keşfetme tutkumuz, bu yüzden aynı ruhla, yok denecek kadar İngilizce ile ve de sırt çantasıyla dünyayı geziyoruz, gezdikçe dilin çok da önemli olmadığını dünyada ortak lisanın beden dili olduğunu görüyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir