Rusya’nın Değerlisi: Moskova Turu İle Görülecek 15 Yer

Moskova Avrupa’da alıştığımız her şeyden farklı bir yer. Ama yıllardır cesaret edemememize sebep olan çekincelerimiz vardı. Kimi internet sitelerinde okuyorduk, yok orası pek tekin bir yer değil, polisler durdurur, size habire evraklarınızı sorar, eksik bulur para isterler, metroda geç saatlerde bulunmayın, saldırıya uğrayabilirsiniz, yok efendim polislerin veya güvenlik görevlilerinin gözünün içine bakmayın, hemen şüphelenip sizi durdururlar. Ülkeye girişte imigrasyon formu (göçmen formu) doldurun, onu hep yanınızda taşıyın, mutlaka durdurur, kontrol ederler. Bitmedi, en zor kısmı bir de diyorlardı ki, orada Kiril alfabesi dışında hiçbir İngilizce tabela göremezsiniz, yolunuzu bulamaz kaybolursunuz. Birine yol sorsanız hiç İngilizce bilen yok, anlatamazlar. Zaten soğuklar, hiç yardımsever değiller.

Offf off, işte böyle şeyleri çok okumuştuk. Uzak durduk Rusya’dan epey bir süre belki de bunları okuyup, etkisinde kalıp. Ama sonra bir daha etraflıca araştırma yaptım. Neyse ki bloggerlar var,  onların Rusya tatili maceralarını okudum, merak ettiğim soruları sordum, sağ olsunlar çok güzel bilgiler verdiler bana ve sonunda nihayet bir Rusya macerası yaşamaya karar verdik.

Moskova Gezi Rehberi

KIZIL MEYDAN

Koskoca devasa bir meydan bu. Moskova’nın en büyük ana meydani yani. Paris için Concorde Meydanı, Venedik için San Marco Meydanı veya Londra için Trafalgar Meydanı neyse, Moskova için de Kızıl Meydan o, yani şehri temsil eden ve önemli merasimlerin yapıldığı ana meydan.

Önemli olayların merkezi, ulusal veya dini bayramların kutlandığı, büyük askeri geçitlere sahne olmuş bu meydanın adı “Krasni” kelimesinden geliyor ve Slav dilinde güzel anlamına gelmekte. Gerçekten de “güzel” bir meydan. Tarih boyunca idamlara, gösterilere, geçit törenlerine, olimpiyat meşalesinin getirilişine ve mitinglere sahne olmuş bu meydanda bugün Rusya’nın 1 Mayıs  – İşçi Bayramı ve 7 Kasım – Ekim Devrimi gibi en önemli iki kutlaması yapılıyormuş. 

DSC_3405

Kızıl Meydan’a sahilden veya Moskova Devlet Tarih Müzesi‘nin yan tarafındaki açıklıktan da girilebilir ama esas giriş Diriliş Kapısı denilen yeşil ikiz kuleli kızıl binanın altından. Diriliş Kapısının bir tarafında Moskova Devlet Tarih Müzesi olan kocaman kızıl bir bina var, öteki tarafında ise kahverengi-turuncu arası rengiyle Eski Belediye Binası. Moskova Devlet Tarih Müzesi’nin önünde Kızıl Ordunun kumandanlarından Mareşal Jukov‘un heykeli var.

6

Bu kapının girişinde küçük bir şapel var:  Iberian Chapel. Önünde de altın sarısı dekoratif şekillerin olduğu ve insanların şans getirdiğine inanarak üzerinde durup dilek dileyerek para fırlattığı “Sıfır Kilometre“yi temsil eden bronz plaka, yani Moskova merkezden herhangi bir yerin uzaklığı ölçüleceği zaman baz alınan “sıfır noktası”…

Kızıl Meydan’da Moskova Devlet Müzesi, Kazan Katedrali, St. Vasili Katedrali, Kremlin Duvarları önünde yer alan Lenin’in Mozolesi ve karşısında GUM alışveriş merkezi var… Moskova Devlet Tarih Müzesi sağ kolunuzda kalıyor Diriliş Kapısından girdiğinizde. Kızıl taş binanın alt katında hediyelik eşya satan bir dükkan var, içinde bir süre kendimi kaybettim :)

Diriliş Kapısından girer girmez solunuzda da Kazan Katedrali var. Bir Rus Ortodoks kilisesi bu. 1936 yılında Joseph Stalin Kızıl Meydandaki kiliselerin kaldırılması emrini verince tahrip edilmiş olan orijinal katedralin tekrar aslına sadık kalınarak yapılmış hali bu… İçinde fotoğraf çekmek yasak – biz de girdik, baktık, beğen yaptık, çıktık :)

Kazan Katedrali

Meydanda ilerlemeye başladığınızda sol tarafınızda rustik taş işçiliği ile dikkat çeken heybetli bir bina var, burası GUM Alışveriş Merkezi…

Meydanda biraz ilerlediğimizde Moskova Devlet Tarih Müzesi arkamızda kalıyor. Geri dönüp o kızıl güzelim binaya bakıyorum… O beyaz beyaz kuleleri ile her mevsim sanki tepesine kar yağmış gibi.  Vladimir Sherwood’un dizaynı olan bu yapının mimarisi neo-gotik hareketin doğu yorumu imiş…

Moskova Devlet Tarih Müzesi’nin içi de dışı kadar etkileyici. Çeşitli dönemleri konu alan kısımlar, dönemlerine uygun bir şekilde dekore edilmiş. Paleolitik dönemlerden bugüne, Çarlık Dönemi Rusya’sından tutun da Sovyet Dönemi Rusya’sına kadar pek çok eseri barındıran bu müze tarihi gözlerinizin önüne seriyor. Resimlerden kostümlere, taçlardan maskelere kadar sergilenen objelerin sayısı milyonlara ulaşıyor. Binada ayrıca bir de restoran var. Salı hariç diğer günler 11:00-19:00 arası açık.

Veeee, en çok görmek istediğim görüntü işte tam karşımdaydı… St. Basil’s Cathedral, yani St. Vasili Katedrali… Külah külah dondurma gibi kuleleri ile şekerden yapılmış gibi geldi bana :) Aslında belki Kremlin Moskova’nın simgesi ama bu katedral sanki daha çok simgeliyor gibi Moskova’yı, daha bir özdeşleşmiş Rusya ve Moskova algısıyla sanki…

St. Basil's Cathedral

1555 – 1561 yılları arasında Rus Devleti’nin Kazan ve Astrahan hanlıklarına karşı kazandığı zaferleri kutlamak için Korkunç İvan (Czar Ivan the Terrible – IV. Ivan) tarafından yaptırılmış bu şeker gibi rengarenk katedralin değişik şekilde tasarlanmış olan sekiz kubbesi, sekiz ayrı zaferi simgelemekteymiş. Katedralin kubbelerinin her biri ayrı renkte, farklı boylarda ama hepsi de yuvarlak sarmal şeklinde tasarlanmış. En yüksek olan kubbe ise altın yaldızla kaplı. 

Bu güzel katedralin başına gelmedik kalmamış. 1737’de çıkan yangında zarar görmüş, Napolyon St. Basil Katedralin’i o kadar beğenmiş ki, savaş sonrası onu yerinden alıp, Paris’e götürmek istemiş ama bunu yapamayınca tahrip etmek istemiş. En son 20. yüzyılda Bolşeviklerin saldırısına uğramış.  En son olarak, Stalin’in adamları Kızıl Meydan’ı açıp ferahlatmak amacıyla katedrali ortadan kaldırmayı bile teklif etmiş. Yani neredeyse şimdi Moskova’nın simgesi olan bu rengarenk katedral, Stalin ona kıysaymış tarihin tozlu sayfaları arasına gidecekmiş. İyi ki kıyamamış…

Kış aylarında 11:00 ‒ 17:00, yazın ise 10:00 ‒ 19:00 arası ziyarete açık ve giriş 250 Ruble.

Kızıl Meydan’da sağ tarafta ise Kremlin Duvarları ve tam ortada önde Lenin’in Mozolesi var. SSCB’nin kurucusu Vladimir Lenin hakikaten de mozolenin içindeki cam fanusda yatıyor. Lenin’in Mozole’sini ziyaret etmek hiç de kolay değil maalesef. Kremlin’e Kutafya Kulesinin oradan girdiğinizde çantanızı ve fotoğraf makinanızı emanete bırakıyorsunuz çünkü içeride fotoğraf çekmek yasak. İçeride birkaç dakikadan fazla kalınamıyor, sürekli giren ve çıkanların hareket halinde olmasını istiyorlar. Lenin’in mozalesi küçük gibi görünse de altta 2 kat daha varmış. Ama orası ziyarete açık değil. Vaktiyle mumyalama işinin yapıldığı labaratuar aşağıdaymış.  Granitten yapılmış basamaklı mozale 3 renk: Kızıl, gri ve siyah.

Komünist Devrimin liderini ziyaret etmek isteseniz pazartesi, cuma ve tatiller hariç diğer günler 10:00-13:00 arası ziyarete açık.

Mozolenin üzerinde Kiril alfabesi ile yazılmış olan isim LENIN anlamına geliyor.

İşte külah külah dondurmaya benzeyen St. Vasili Katedrali‘nin içi… Herhalde içeride fotoğraf çekimine flaşsız da olsa izin verilen tek katedral buydu bu arada. Diğerlerinde hep yasaktı. O minik minik kubbeler içeride merdivenler ve pasajlar aşılarak geziliyor, sanki bir labirentte geziyoruz gibi geldi bir süre sonra. Aynı yerde dönüp dolandık filan

Haydi şimdi de GUM‘a girelim. GUM ismi Glavnyi Universalnyi Magazin’in kısaltması, yani “Main Universal Store” demekmiş. 1893 yılında yapılan Neo-Rus tarzda inşa edilmiş, taş, cam ve çelik konstrüksiyon karışımı bu nefis bina Alexander Pomerantsev ve Vladimir Shukhov’un eseri. Burası dehşet bir yer. Çok şık, çok lüks, çok görkemli… GUM Rusların ilk alışveriş binasıymış. Sovyetler döneminde kapanmış ve bir süre depo olarak kullanılmış.

GUM Alışveriş Merkezinin iç dekoru harikaydı. Dev bir kafes içinde bir havuz vardı. Üzeri de kocaman güllerle süslenmişti. Cam tavandan gün ışığı doluyordu içeri…

DSC_3010

GUM  sabah 10.00 – akşam 10.00 saatleri arasında açık…

Burada bir restoranda oturup yemek ve tatlı keyfi yaptık. Herşey çok güzeldi. Ana yemek, şarap, tatlı toplam 2200 Ruble ödedik. Harika bir keyif oldu ama :) 

Kızıl Meydan’a gece sahil tarafından da geldik, gece ışıklarında ayrı bir güzeldi meydan…

Haydi şimdi Kremlin’i gezelim…

Kremlin

Kremlin perşembe günleri kapalı – aklınızda olsun… Rusya Federasyonu Devlet Başkanı’nın Konağı Kremlin’de olduğu için Kremlin’in heryerini gezemiyorsunuz ve içeride sıkı güvenlik önlemleri var. Kremlin içindeki binalar pek çok kez restore edilmiş ve kırmızı tuğlalardan oluşan kule ve duvarları XV. yüzyılda yapılmış.

İşte dışarıdan yani ana caddeden Kremlin’in duvarlarına ve kulelerine bir bakış… Kremlin’in içine girmeden önce Kremlin’in duvarlarına bitişik olan Alexander Bahçesinde yürüdük biraz. Burası yemyeşil güzel bir bahçe ve içinde görülmesi gereken yerler var. Bunlardan en önemlisi “Unknown soldier” anıtı, yani 1941-1945 yılları arasında II. Dünya Savaşında ölen askerlere adanmış olan “İsimsiz Asker” anıtı.

II. Dünya Savaşı sırasında kahramanca direniş gösteren şehirlere “Kahraman Şehir” diye onursal bir Sovyet ünvanı verilmiş. Bunlar da o kahraman şehirlerden getirilen toprakların konduğu granit bloklar. Mesela bu en soldaki Leningrad…

Kale duvarlarının çevrelediği Kremlin, içinde birçok yapıyı barındıran bir kompleks. Dini yapılar Bizans, diğerleri İtalyan mimarisinin etkilerini taşıyor. Çoğu eserin mimarı da İtalyan zaten. Devrim sonrası tahrip edilen pek çok yapı olmuş ama Kremlin bugün yine de bütün ihtişamıyla Moskova’nın en önemli merkezi. 

Kremlin’in duvarlarının toplam uzunluğu 2205 metre, yüksekliği ise yer yer 5 ile 19 metre arasında değişiyor. Tam 20 tane kulesi var. Duvarların kalınlığı ise 3,5-6,5m arasında. Daha önce de bahsettiğim gibi, içeride  sıkı güvenlik tedbirleri var, öyle her yerde gezemiyor, her yere giremiyorsunuz. Hatta yolda yürürken beyaz çizgi ile belirtilmiş alanların dışına çıkıp yürüyemiyorsunuz, hemen görevliler düdük çalıp ikaz ediyorlar. Mutlaka belirtilen yürüme yolunda kalacaksınız, sınırları aşmayacaksınız.

Kutafya Kulesi ve sonrasında Troitskaya Kulesi Kremlin’e girmek için geçmeniz gereken 2 kule. Sonrasında elinizdeki biletin kapsadığı yerleri gezebiliyorsunuz. Bilet kuyruğunda en az yarım saat kadar bekleniyor.

İçeri girdiğinizde sağınızda State Kremlin Palace yani Devlet Kremlin Sarayı var. Burası bir kongre sarayı. Arkasında renkli çatısından ismini almış olan Terem Palace var .

Esas Kremlin Sarayı, yani Great Kremlin Palace (Grand Kremlin Palace) arkada.

Kongre sarayının yanında The Patriarch’s Palace (Patrik Sarayı) ve the Twelve Apostles’ Church (Oniki Havari Kilisesi) var. Bolşeviklerin bombalaması sırasında çok zarar görmüş ama tekrar yapılmış. 2. katı sanat sergileri için kullanılıyormuş.

The Twelve Apostles’ Church’ün önünde şu meşhur Tsar Cannon, yani Çar Topu var.  5 metrelik bronz topun 890 milimetrelik kalibresi var. Yaklaşık 40 ton ağırlığındaki bu top herhangi bir savaşta kullanılmamış. Üzerinde dekoratif şekiller ve Çar Fedor Ioanovich’in at üzerinde resmedilmiş figürü var. Önündeki toplar da kullanılmamış, sadece dekor olsun diye oraya konmuşlar… 

Kremlin’e girdiğinizde sol tarafta, State Kremlin Palace’ın karşısında ise eski bir silahhane olan Arsenal var, önünde de daha ufak çapta toplar sıralı halde sergileniyor. Bu bina turistlere ve ziyarete açık değil. Karşıda Senato ve Başkanlık İdaresi Binası var ama o tarafa geçmek yasak.

Sobornaya Square, yani Katedral Meydanı, Kremlin’in en önemli yerlerinden biri, hatta merkezi denilebilir. Taç giyme törenleri gibi önemli merasimlerin yapıldığı bu meydandaki Kremlin Katedrallerindeki ikonlar ve freskler çok göz alıcı. Özellikle Rusların ikon sanatında neden bu kadar adlarını duyurmuş olduklarını bu katedralleri gezince anlıyor insan… Hele ikonlar ve resimlerle bezeli ikonostasis denilen duvarlar çok dikkat çekici.

Cathedral of the Dormition (Meryem’in Göğe Yükselişi Kilisesi) – Burası Rusya’nın ana katedraliymiş bir zamanlar. 1475-79 yılları arasında Aristotele Fioravanti tarafından yapılmış.

Cathedral of the Archangel Michael (Başmelek Mikail  Katedrali) – Çarların ve prenslerin gömüldüğü bu katedral adını Moskova prenslerinin savaş zamanındaki koruyucu meleği Michael’den alıyor.

Cathedral of the Annunciation (Meryem’e Müjde Katedrali) – Çarların ve prenslerin yerli kilisesi olarak yapılmış bu katedral.

Church of the Deposition of the Robe (Emanet Cüppe Katedrali) – Kraliyet Sarayının bir parçası olan bu kilise freskleri ve oyma sanatları ile dikkat çekiyor. Ayrıca mimar Marco Ruffo ve Pietro Solario tarafından yapılmış, güzel taş işçiliği ve dekoratif resimleri ile öne çıkan Faceted Palace (Cepheli Saray) ve çar çanı ile meşhur Ivan the Great Bell Tower (Büyük Ivan Çar Kulesi) de yine Katedral Meydanında yer almakta…

Büyük İvan Çan Kulesi 81 metre yüksekliğinde ve kulede  21 tane çan var. Bu çan kulesinin Katedral Meydanına değil de öbür tarafa bakan kısmında yerde duran koskocaman Çar Çanı önünde kırılmış parçası ile birlikte sergilenmekte. Bir yangın sırasında kopan bu parça 11 ton ağırlığındaymış, tümü ise 202 ton…

Büyük Kremlin Sarayının en önemli salonu olan Georgiyev’de halen devlet kabulleri yapılıyormuş ve devlet nişanları da burada veriliyormuş.  Saray turist ziyaretine açık değil maalesef, ama sarayın bir parçası olan Devlet Silahhanesi ile saray içinde yer alan ünlü Faberge Yumurtaları ve Devlet Elmaslarını görebileceğiniz Devlet Mücevher Fonu Müzesi gezilebiliyor.

Kremlin Bahçeleri yeşilliğiyle, çiçekleriyle güzel bir bahçe… Bezymiannaya Kulelerinin oradan bakınca aşağıda Moskova nehri ve uzakta Kurtarıcı İsa Kilisesi görünmekte…

VDNKh (All-Russia Exhibition Centre) 

Burası örnek vermek gerekirse Monako’dan da büyük bir alana yayılmış ve çeşit çeşit sergilerin olduğu devasa bir bölge, sanki kendi başına bir küçük şehir gibi. 2,375,000 metrekarelik bölgede hem açık hem de kapalı alanlar oluşturulmuş sergiler için… VDNKh Metro durağında indiğinizde bu enteresan bölgeye ulaşıyorsunuz.

Bu bölgede en ilgimizi çeken yerler şunlar oldu:

– Komünizmin simgesi İşçi ve Çiftçi heykelinin (Worker and Kolkhoz Woman) sergilendiği pavilyon

– Uzay fatihlerinin heykelleri ile devasa bir roketin olduğu Astronomi Parkı ve Müzesi (Monument to the Conquerors of Space with the Memorial Museum of Cosmonautics)

– Ana pavilyon içerisindeki dev dönme dolap ile altın yaldızlı heykeller ile donatılmış Ulusların Dostluğu Çeşmesi (Friendship of Nations) 

Şimdi bunları tek tek tanıtmaya çalışayım…

Komünizmin simgesi işçi ve çiftçi heykeli: Worker and Kolkhoz Woman 

Paslanmaz çelikten yapılmış 24 metre uzunluğunda 75 ton ağırlığındaki bu heykeli 1937 yılında Vera Muhina Paris’deki uluslararası bir fuarda (Paris World Fair) sergilenmesi için yapmış. Heykelde bir işçi ve çiftçi kadın komünizmin sembolü olan orak ve çekici havaya kaldırmış olarak görülmekte, yani işçi ile çiftçinin elbirliği içinde çalışarak devleti kalkındırmasının altı çizilmekte. Aslında çarlık döneminde toprağına sahip olan çiftçiler Sovyet Sosyalist Cumhuriyetinde en büyük problemlerden birini oluşturmuşlardı ama bu heykel ikisinin uyum içinde olduğu zamanki gücü göstermeye çalışmış özellikle sanki.

Sovyet sosyalist görüşü ve SSCB’nin gücünü simgeleyen bu heykel, uzun restorasyon çalışmaları ile yenilenmiş ve şimdi Moskovadaki Sergi ve Fuar Merkezi VDNKh alanında, Paris’de ilk sergilendiği zamankine benzer yeni yapılmış bir sergi binasının üzerinde durmakta…

DSC_3680

VDNKh  Ana Pavilyon

VDNKh  ana pavilyona girerken “Tractor Driver and Collective Farm Woman” yani “Traktör Sürücüsü ile Çiftçi Kadın” heykeli karşılıyor sizi kocaman bir anıtın tepesinde…

Bu da “Ulusların Dostluğu Çeşmesi” (Friendship of Nations Fountain). 15 tane kızın ulusal giysileri içinde dansını resmeden çok hoş bir havuz.

20140620_192829_Richtone(HDR)

Egzotik hayvanların veya deniz canlılarının sergilendiği çeşit çeşit pavilyonlar var burada. Ice Age müzesi enteresan olabilir meraklılarına. Bir de Cirkorama Theatre isimli sinema salonu ilginizi çekebilir belki…

VDNKh’de dolaşan küçük sevimli motorlu trenler var, bunlarla özellikle çocuklu aileler alanı daha rahat gezebilir. Burada bir de lunapark benzeri bir alan var.

 Gelelim uzay meraklılarının ilgisini çekecek yere…
 
Astronomi Parkı ve Müzesi (Monument to the Conquerors of Space with the Memorial Museum of Cosmonautics)
 
Bu muhteşem parktan çok etkilendim. Tepesinde roket olan “Uzay Fatihleri Anıtı” özellikle benim en hoşuma gideni oldu, gerçekten çok etkileyici bir tasarım ürünü. 1964 yılında yapılmış olan bu anıt Sovyetlerin uzaydaki başarısını simgeliyormuş. 110 m yüksekliğindeki bu anıt titanyumdan yapılmış. Heykeltraş A.P. Faidysh-Krandievsky ve mimar A.N. Kolchin ile M.O. Barshch’nun ortak eseri…

Roket sanki her an uzaya fırlayıp gidecek gibi duruyor…

 Anıtın bu alt kısmında uzay başarılarını gerçek kılan bilim adamlarından astronotlara, işçilerden mühendislere kadar emek veren herkesi simgeleyen heykeller var. 1957 Ekim’inde uzaya gönderilen Sputnik 1 uydusu ile ilgili bilgiler de verilmiş…

Cosmonauts Alley denilen yürüme yolunda Rus kozmonotların heykel ve büstleri var.

Memorial Museum of Cosmonautics üzerinde roket olan anıtın aşağı kısmında yer alıyor.

Novodeviç Mezarlığı 

Biz ilk iş Nazım Hikmet’in mezarını aramaya koyulduk. Girişteki bayan çok yardımcı oluyor. İngilizcesi pek olmamasına rağmen çırpındı durdu anlatabilmek için. Galiba Nazım Hikmet’in mezarını soran gerçekten çok oluyor…  

İşte Nazım Hikmet’in mezarına giden yol… Her yer yemyeşil…

Bu da Nazım Hikmet’in mezarı…

DSC_3276

Novodevichy Manastırı 

Novodevichy mezarlığının yanındaki Novodevichy Manastırı gerçekten etkileyici bir yer, orayı da görmek lazım bence… 2004 yılında UNESCO Dünya Mirasları Listesinde korumaya alınmış…

Vaktiyle çarların önem verdiği bir kompleks burası çünkü Çar ailesinden ve asil Boyar soyundan da rahibeler varmış burada. Manastır kompleksinin içindeki Smolensk Katedralinin ismi Smolensk kentinin ele geçirildiği savaşta kazanılan zaferden geliyor…

 5. Moskova Nehrindeki devasa “Büyük Petro” Heykeli: Pyotr ve Park of Arts (Art Muzeon)

Ünlü Gürcü mimar Tseretelli tarafından yapılmış olan bu dev anıt epey tartışmaya yol açmış. Bizim “Deli Petro” olarak tanıdığımız “Büyük Pyotr”,  başkenti Moskova’dan Petersburg’a değiştiren kişi olduğu için, anıtın Moskova’da değil St. Petersburg’da olması gerektiğini savunanlar olmuş haklı olarak. Halkın bir kısmı, bazı dergiler ve internet siteleri ise bu heykeli gayet çirkin bulmuş.  

Bu heykel Deli Petro’nun kurduğu donanmanın 300 yıllık şanlı tarihini kutlamak amacıyla 1997’de konmuş buraya. Dünyanın 8. en uzun heykeli olan bu heykel 98 metre. Paslanmaz çelik, bronz ve bakırdan yapılmış…

Pyotr heykeli, Polyanka metro durağında inip, “Park of Arts”dan Moskova Nehrine doğru yürürseniz karşınıza çıkacaktır… 

20140621_133444_Richtone(HDR)

 

Park of Arts (Art Muzeon)

Burası da enteresan heykel ve anıtlarıyla ilgimizi çeken “Park of Arts (Art Muzeon)” ya da bir diğer ismiyle “Fallen Monuments (ya da Fallen Heroes) Park”…

Burada Sovyet Komünist dönemine ait ve soğuk savaşı hatırlatan çok değişik heykeller var. “Fallen Heroes” adı şuradan geliyor. Sovyet sosyalist rejimi çökünce yıllarca hüküm sürmüş komünist liderlerin heykelleri sökülüp bu parka atılmış… Yıllar geçtikçe buraya modern heykeller de eklenmiş ve burası artık bir açık hava müzesi olmuş. Eskiden atılan heykeller düzgün bir şekilde yerleştirilmiş sergilenmek üzere…

DSC_3717

6. Kurtarıcı İsa Kilisesi: Cathedral of Christ the Saviour

Kurtarıcı İsa Kilisesi, sadece Moskova’nın değil Rusya’nın da ana kilisesi. Gerçekten hem dışı hem de içi çok görkemli. İçinde fotoğraf çekilmesine izin vermiyorlar, o yüzden sadece dışını fotoğraflayabildik ama içi kesinlikle girip görmeye değer.

1812 yılındaki Napolyon’a karşı yapılan savaştan zaferle çıkan Rusya, bu katedrali Tanrı’ya şükranlarını sunmak için yaptırmış onları kurtardı diye… 

Bu güzelim katedral daha sonra Stalin tarafından 1931 yılında dinamit ile yıktırılmış ve yerine bir yüzme havuzu yapmışlar. Fikri bile tüylerimi ürpertiyor, o güzelim yapıya nasıl kıyarlar…

Neyse sonra 1990 yılında Boris Yeltsin aslına sadık kalınacak şekilde tekrar yaptırmış burayı. 103 metre yüksekliğindeki bu devasa katedral bembeyaz dış yüzeyi ve altın kubbeleri ile şehrin pekçok yerinden görünmekte…

 7. Tarihi Bolşoy Tiyatrosu ve Maly Tiyatrosu

Bolşoy Moskova’daki büyük tarihi tiyatro – hani şu dillere destan opera ve balelerin sergilendiği yer. Önceden bilet almayı akıl edemediğimiz için sadece yeni ve tarihi olmayan binadaki baleye yer vardı, biz de onu tercih etmedik. Bu arada Bolşoy’da bale veya opera seyretmenin epey pahalı olduğunu söylemeliyim. 

Bolşoy Tiyatrosu ünlü mimar Joseph Bové tarafından tasarlanmış. Alınlıktaki Apollon heykeli ise heykeltıraş Pyotr Klodt tarafından yapılmış. Bolşoy kelime olarak “büyük” anlamına geldiği için buraya “Büyük Tiyatro” da denilebilir.

Meydandaki küçük tiyatro ise anlamı “küçük” olan “maly” kelimesinden esinlenerek adlandırılmış olan Maly Tiyatrosu. Burada da oldukça önemli Rus sanatçıların oyunları sergilenmekte.

8. “The second unknown Kremlin” diye bilinen, İzmailovo Kremlin ve hediyelik eşyaların satıldığı Vernisaj denilen pazar yeri

Burası şehir merkezinden biraz uzakta. Partizanskaya metro durağına gitmeniz gerekiyor burayı gezmek için… Metrodan inip dümdüz yürüyünce önce önünüze Vernisaj çıkacak, İzmailovo Kremlin onun sol tarafında kalıyor ama yanyanalar, kolaylıkla bulunuyor.

Vernisaj

Vernisaj bir dolu hediyelik eşyanın satıldığı pazar yeri gibi bir yer. Matruşkalardan magnetlere, Rusların meşhur kürk şapkalarından tutun da rozetlere kadar çeşit çeşit eşya satılmakta. En çok rastlayacağınız buraya özgü hediyeliklerden biri de khokhloma denilen el işi boyamalı tepsiler ve kutular. Parlak kırmızı, sarı ve siyah boyamalı bu el işi hediyelik eşyaların kalitesizinden kalitelisine ucuzundan çok pahalısına birçok çeşidi var.

İşin doğrusu ben burayı pek sevmedim, pek ruhsuz buldum. Şehirde caddelerde gezerken girdiğim dükkanlardan alışveriş yapmak daha güzeldi. Burası için nasıl bir sıfat kullanayım bilemiyorum ama çok içimi kararttı desem yeridir. Çok virane ve bakımsız göründü bize, o yüzden de kendimizi 5-10 dakika içinde dışarı attık buradan. Ama ucuz ve hesaplı hediyelik eşya bulabilirsiniz burada, o konuda diyecek bir lafım yok…

Meşhur matruşkalar Vernisaj’da satılan en popüler hediyelik eşyalar ama ben bir tane bile almadım, pek haz etmiyorum onlardan nedense. Çocukken vardı matruşkalarım, hediye gelmişti. Onlar yetti herhalde, artık istemiyorum…

Neyse, buradan hızlıca çıkıp İzmailovo Kremlin’i görelim bakalım dedik. Eskiden Rusya’da neredeyse her önemli şehrin bir Kremlin’i olurmuş. Düşmandan korunma amaçlı yaparlarmış bu kale duvarları ile örülü kompleksleri. Eskiden tahtadan yapılan Kremlinler, daha sonra taştan yapılmaya başlamış. Rusya’daki pek çok şehir ve kasabada karşınıza çıkabilecek toplamda 20 civarındaki bu Kremlin’ler hem tarihi hem de  mimari açıdan önemliler. 

Bu bölgede önceleri sadece Vernisaj varmış, Kremlin daha sonra yapılmış. 17. yüzyılı anımsatan mimarisi aslında 20. yüzyıl eseri :)

Rengarenk, karmakarışık, süslü mü süslü, binbir türlü desenli, biraz fazla oryantal ama değişik bir mimari. Yani uzun süre baksam kesin boğar beni ama ilk gidiş ve ilk bakışta etkiliyor insanı.

İşte kompleksin içindeki enteresan yapılar… Tahta yapılar masal evlerine benziyor… 

En ortada bu devasa tahta bina var…

İzmailovo Kremlin’in içinde geleneksel Rus düğünleri yapılan bir kilise, Votka Müzesi, Kostüm Müzesi, Oyuncak Müzesi, Çan Müzesi, Rus Peri Masalları Müzesi gibi enteresan yerler var.

Buraya gitmeden önce acaba bir düğün görebilirmiyiz diye merak ederken tam 3 tane düğün gördük :) Düğün için upuzun limuzinler ile geliyorlar buraya. Bu limuzinlere gelin, damat ve yakınları sıkış tepiş doluşmuş oluyor. 

İzmailovo Kremlin düğünleri burada yapılıyor…

Evlenen çiftlerden birine “Bu bizim için çok farklı birşey, ne olur bize bir poz verir misiniz, buranın hatırası olsun dedik, bizi kırmadılar, hem poz verdi güzel gelinle damat, hem de bize düğün şekerlerinden bir avuç ikramda bulundular. Çoook tatlıydılar. Kim demiş Ruslar soğuk diye? 

Bunlar da sanırım arkadaşlar, çünkü çifte düğün havasında gitti her şey.

Burası da girişte soldaki yolda göreceğiniz Votka Müzesi…

İzmailovo Kremlin kompleksindeki diğer yapılar… 

İşte böyle, burası bizim için değişik bir ziyaret oldu, iyisiyle, kötüsüyle görmenizi tavsiye ederim…

9. Meşhur Eski ve Yeni Arbat Caddeleri 

 Eski Arbat, yani Ulitsa Arbat 

Burası Moskova’nın eski ve tarihi bölgesinde yer alan sadece yayalara mahsus güzel bir cadde. Arbatskaya metro durağında inerek buraya ulaşmanız mümkün.

15. yüzyıldan kalma bu caddede eski ve güzel tarihi binalar var. Sağda solda çeşitli mağazalar, kafe ve restoranlar yer almakta. Ortada veya kenarda resim yapan ressamlar, kitap satıcıları, hazır resim ve tablo satanları, çeşitli hediyelik eşya satıcılarını görebilirsiniz.

Çok renkli bir cadde burası, ben çok sevdim. Taş kaldırımları rengarenk binaları, zevkli sokak lambaları ve çiçekleriyle Moskova’daki favori yerlerimden biri oldu burası…

“Moskova Ruhu”nu muhafaza eden yerlerden biri olarak kabul edilen bu bölgede önemli Rus ressamları, yazarları ve diğer pek çok sanatçıları yaşamış. Puşkin’in Arbat Caddesindeki evi şimdi müze.

Bu da Puşkin ve karısının heykeli :) 

Yeni Arbat, yani Novy Arbat

Yeni Arbat adından da anlaşılacağı üzere yeni ve modern binaların, yüksek ama çoook yüksek binaların olduğu geniş bir cadde. Ortasından işlek bir trafik akıyor. Herşey büyük, herşey kocaman…

Alışveriş merkezleri, sinema, oteller, iş merkezleri, ofisler ve yerleşim yerleri var burada…

Moskova’nın şık ve güzel diğer caddeleri: Tverskaya, Kuznetsky Most, Nikolskaya Ulitsa, Proezd Drive ve Kamergersky 

Tverskaya Caddesi

Şehrin en büyük ve en önemli caddelerinden bir diğeri ise Tverskaya. Bu caddede mağazalar, oteller, marketler, restoran ve kafeler var. Tverskaya caddesinden girilen yan sokakların hemen hepsi de birbirinden güzel…

Burası Tverskaya…

 

Bu caddede su almak için bir markete girdik, meğer tarihi bir binaymış, o kadar afalladık ki anlatamam. Bu arada meyve, sebze, süt vs alan insanlara pek de aldırmadan süpermarketin fotoğraflarını bir sarayı fotoğraflıyor edasıyla çektim durdum :)

Tverskaya Caddesi’nin sonu Pushkinskaya Meydanı’na çıkıyor. 1937 yılında Alexander Pushkin’in adını verdikleri bu meydanda Pushkin’in bir heykeli de var. 

Kamergersky Caddesi

Tverskaya’dan yukarı çıkarken sağda gözümüze çarpan bu sokak o kadar güzeldi ki, Tverskaya Caddesi’ni gezip bitirince, hemen geri dönüp bu sokağa daldık. Adı Kamergersky. Araç trafiğine kapalı, heryeri restoran-kafe dolu, çiçeklerle süslü şipşirin bir sokak bu. Ondan aşağı doğru inince yine birçok güzel sokak çıkıyor bu civarda karşınıza.

DSC_3101

Kamergersky Caddesi girişindeki Anton Chekhov’un heykeli…

Kuznetsky Most 

Kamergersky Caddesi bitince karşıya geçtiğinizde upuzun devam eden çok güzel bir başka cadde var: Kuznetsky Most. Bu cadde Teatralnaya Caddesi’ni de keserek ilerleyip epeyce devam ediyor.  Cadde çeşit çeşit mağazalar, restoran ve kafeler ile dolu. Ben çok sevdim bu bölgeyi… 

 

Kuznetsky Most Caddesi sona erdiğinde sağa doğru dönüp, tekrar Kızıl Meydan’a doğru yürüyerek diğer güzel caddeleri keşfe çıktık…

Tretyakovsky Proezd

Teatralnaya Caddesi’nde yürürken karşımıza çıkan bir yer var, adı Tretyakovsky Proezd. Görkemli bir girişi olan ara sokak gibi bir yer burası. Teatralnaya Caddesi’nde ön girişi var, sokağın bitimi ise Nikolskaya Caddesi’ne çıkıyor. Ermenegildo Zegna, Yves Saint Laurent, Bentley gibi pahalı lüks markaların satıldığı küçük bir ara sokak denebilir buraya. 

Nikolskaya Caddesi

Burası da rengarenk tarihi binalarıyla ve şahane mağazalarıyla en sevdiğim caddelerden biri olan Nikolskaya. Bu cadde direkt Kızıl Meydan’a kadar gidiyor. 

 

10. Tarihi dekorasyonuyla öne çıkan Metro İstasyonları

Tarihi Moskova Metrosu süsüyle, dekoruyla, avizeleriyle, heykelleriyle ve resimleriyle müze gezer gibi gezilebilecek bir yer. Özellikle bazı istasyonlar diğerlerine göre daha iddialı. Her daim inanılmaz bir kalabalık var. Müthiş bir derinliğe inen kat kat bir metro yapmışlar. Sanki bir başka şehir var aşağıda hissi uyandıran bir yer Moskova Metrosu…

İşte bunlar bize en çarpıcı gelen metro istasyonları…

Kievskaya Metro İstasyonu

Kievskaya metro istasyonu işlemeleri ve resimleri ile göz kamaştırıyordu…

Komsomolskaya Metro İstasyonu

En süslüleren biri Komsomolskya istasyonu idi…

Komsomolskaya 5

Arbatskaya Metro İstasyonu

Beyaz badanası, oymalı süslemeleri ve şık lambalarıyla Arbatskaya da güzel bir metro istasyonu…

Arbatskaya 3

İşte böyle Moskova metrosu… Doğrusunu söylemek gerekirse herşey ilk başta değişik ve enteresan geldi ama sonra bünyeye bu kadar da süs fazla geldi :)

11. Stalin’in yaptırdığı yüksek binalar: Stalinist skyscrapers 

Stalin’in vaktiyle şanım olsun diyerek yaptırdığı ve pek çok kişinin estetik olmaktan uzak olduğunu düşünerek çirkin bulduğu bu çok yüksek binalar şehrin çeşitli yerlerine yayılmış durumda. 

Biz 2 tanesini gördük. Arbat Caddesi’nin başında Dışişleri Bakanlığı Binası var.

Smolenskaya Caddesi’nden de görünüyor bu bina… Çok ilgimizi çekmediği için fazla yakınına gitmedik…

Bir de Moskova Nehrinden görünen Moscow State University nehre hakim bir konumda olduğu için dikkatimizi çekti. 

12. Tekne Turları

Moskova Nehri’nden bahsetmişken unutmadan söyleyeyim, nehirde tekne turları düzenleniyor, kısa ve uzun olmak üzere 2 çeşit tur var. 

Bir de Radisson Hotel’in yemekli tekneleri var, biraz pahalı ama keyifli olabilir.

13. Alışveriş Merkezleri

Tabii ki alışveriş merkezi deyince GUM bir efsane. GUM’dan Kızıl Meydan’ı anlatırken bol bol bahsetmiştim.

Daha uygun fiyatlarda alışveriş yapmak isterseniz birkaç alışveriş merkezi daha tavsiye edeceğim.

Mesela Moscow AFIMALL oldukça büyük bir alışveriş merkezi. Adresi 2 Presnenskaya Naberezhnaya…

Afimall, şöyle bir yer…

Bir de Sevastopolskiy prospekt, 11 adresinde bulacağınız Kapitoliy TTs ve Kievskaya metro durağının yakınında bulunan Evropeisky Alışveriş Merkezi var. Her ikisi de alışveriş yapmak isteyenlere güzel imkanlar sunacaktır.

Bunlar da bizim gidemediğimiz ama tavsiye edilen yerler arasındaydı. Yazayım, belki siz gidersiniz…

14. Parklar

Moskova parkları içinde en meşhur olanları Kolomenskoye ve Park Pobedy.

Kolomenskoye Parkı

Burası Moskova’nın en büyük parklarından biriymiş ve açık hava müzesi gibi bir park olduğu belirtiliyor. 16-19. yüzyıllara ait Church of Kazan veya The Palace Gateway gibi eserleri görüp, yeşile doyulacak bir yer…

Aslında burası Büyük Prenslik ve Çarlık çiftliğiymiş. Diyakov şehir harabeleri ve Rus ahşap mimari eserlerini de görmeniz mümkün burada.

Park Pobedy – Zafer Parkı

1941-45 yılları arasında Nazilere karşı kazanılan zaferin anısına yapılmış bu park. Girişine bir zafer takı yapmışlar. Parkın içinde birçok anıt ve 2.Dünya Savaşı müzesi var. 

 

15. Çariçenin Sarayı: Tsaritsino

Burası şehir merkezinden oldukça uzak bir yer, bizim vaktimiz kalmadığı için gidemedik ama yemyeşil bir park alanı içinde şu an müze olarak kullanılan Çariçe Ekaterina’nın sarayı ve göl – orman manzarası eminim çok güzeldir… 

Artık bu göremediğimiz yerler de bir sonraki gidişimize inşallah. Hem o zaman önceden bir bale bileti de ayarlayacağım mutlaka…

İşte bizim Moskova gezimiz böyle geçti. Oldukça farklı bir deneyimdi. İyi ki gitmişiz diyoruz. Onca yıl filmlerde gördüğümüz yerleri kendi gözümüzle keşfetmiş olmanın, Sovyet Rusya’sına biraz da olsa dokunabilmenin, ruhunu anlamaya çalışmanın verdiği mutluluk var şimdi içimizde. Artık Rusya dendiğinde kafamızda daha net birşeyler oluşuyor.

O yüzden farklı bir tat, değişik bir deneyim için ister Moskova ister başka bir şehir ama Rusya’ya bir geziyi mutlaka öneririm…

Jolly Tur ile Moskova Turları için tıklayınız.

Bilgi Almak İstiyorum

Hangi destinasyon olursa olsun, Jolly Tur sizlere özel turlar düzenleyerek yeni dünyalar keşfetmenize yardımcı oluyor.
KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI MEVZUATI KAPSAMINDA
MÜŞTERİ ONAY FORMU
Bu onay metni, Club Jolly Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi’nin (“Şirket”) müşterilerinden satışlar, özel teklifler, indirimler ve faaliyetler hakkında bilgilendirme gibi pazarlama amaç(larıy)la toplanan kişisel verilerin (aşağıda tanımlanmaktadır) nasıl kullanılacağını açıklamaktadır. Müşterinin kişisel verileri, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (“Kanun”) ve yürürlükte olan diğer veri koruma mevzuatına uygun olarak toplanacak, kullanılacak, işlenecek, saklanılacak, ifşa edilecek, aktarılacak ve güvende tutulacaktır.Şirket müşterinin ve beraberinde hizmet alan kişilerin ismi, soy ismi, cinsiyeti, doğum tarihi, uyruğu, T.C. kimlik numarası, pasaport numarası ve tipi, detaylı adresi, e-posta adresi ve telefon numaraları, kredi kartı bilgileri, kredi kartının geçerlilik tarihi ve CVV numarası (“Kişisel Veriler”) hakkında bilgi toplayacaktır.Şirket Kişisel Veriler’i, iştiraki olan UTS Turizm ve Ticaret Limited Şirketi (“UTS”), grup şirketi olan Gordion Teknoloji Anonim Şirketi (“Gordion”) ve Şirket’in yetkili satış acenteleri dahil olmak üzere seyahatinizle bağlantılı tüm hizmet sağlayıcılarıyla (“Hizmet Sağlayıcıları”) satışlar, özel teklifler, indirimler ve faaliyetler hakkında bilgilendirme gibi pazarlama amaç(larıy)la paylaşacaktır.Şirket, UTS, Gordion ve Hizmet Sağlayıcıları Kişisel Veriler’i yalnızca satışlar, özel teklifler, indirimler ve faaliyetler hakkında bilgilendirme gibi pazarlama amaç(larıy)la kullanacak, işleyecek, saklayacak, ifşa edecek, ve güvende tutacaktır.Şirket, Kişisel Veriler’in, saklanması konusunda müşterinin bulunduğu ülkedeki hukuk düzeni ile denk seviyede veri koruma düzenlemeleri olmayabilecek, seyahat edilecek ülkelerde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve İngiltere’de bulunan ve seyahat acenteleri ile seyahatinizle bağlantılı Hizmet Sağlayıcıları dahil olmak üzere Şirket ile işbirliği içinde olan üçüncü kişilere aktarabilecektir. Ancak Şirket, Kişisel Veriler’in bu ülkelerde Kanun’a ve yürürlükte olan diğer veri koruma mevzuatına uygun olarak korunması için yeterli önlemleri alacaktır.Şirket, Kişisel Veriler’in yetkisiz veya yasadışı işlenmesine veya erişimine, sehven kaybına, imhasına veya zarar verilmesine karşı korunmasını sağlayacak ve Kişisel Veriler’in saklanması için uygun güvenlik seviyesini oluşturmak amacıyla, tüm gerekli teknik ve diğer önlemleri alacaktır. Şirket ayrıca, Kişisel Veriler’e yasadışı erişimini önlemek amacıyla gerekli önlemleri almakta ve Kişisel Veriler’in toplanması, saklanması ve işlenmesi üzerine düzenli olarak denetimler yapmaktadır. Kişisel Veriler’e erişimi sadece bu verilere kati şekilde erişime ihtiyacı olan ve kati sözleşmesel gizlilik yükümlülüğüne sahip çalışanlar, sözleşmesel yükleniciler, yetkililer ve diğer ilgili taraflar ile kısıtlı tutulmaktadır.
Kanun uyarınca müşteri, Kişisel Veriler’in işlenip işlenmediğini öğrenme; işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme; işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme; yurt içinde veya yurt dışında Kişisel Veriler’in aktarıldığı üçüncü kişileri bilme; Kişisel Veriler’in eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme; işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde Kişisel Veriler’in silinmesini veya yok edilmesini isteme; Kanun Madde 7 uyarınca yukarıda bahsedilen düzeltme, silme veya yok etme işlemlerinin, Kişisel Veriler’in aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme; işlenen Kişisel Veriler’in münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle aleyhinize bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme; ve Kişisel Veriler’in Kanun’a aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğranılması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.Şirket’in Kanun ve yürürlükte olan diğer veri koruma mevzuatına ilişkin uyum ve politikalarına dair daha fazla bilgi edinmek ve talepleriniz için Şirket’e https://www.jollytur.com/iletisim adresinden ulaşılabilecektir.

Kendi adıma ve adına sözleşmeyi onayladığım katılımcılar adına bu bildirimi okuduğumuzu ve kişisel verilerimizin bu bildirimde açıklandığı şekilde kullanılmasına, işlenmesine ve üçüncü kişilere veya yurtdışına aktarılmasına izin verdiğimizi onaylıyorum.
Bu onay formunun, benim ve adına sözleşmeyi onayladığım katılımcıların açık rızası dahilinde onaylandığını, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ve yürürlükte olan diğer veri koruma mevzuatı çerçevesinde, Jolly Tur’a bu kişiler tarafından yöneltilebilecek davalar ve tazminat talepleri dahil olmak üzere tüm taleplerden sorumlu olduğumu Jolly Tur’u tüm bu taleplerden ari tutacağımı kabul, beyan ve taahhüt ederim.

Gezi Blogu Yazarı & Öğretim Görevlisi : İstanbul Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü mezunu Dilek Vidana Tavaşoğlu 1992 yılından bu yana İstanbul Teknik Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu'nda okutman olarak görev yapmaktadır. İTÜ Vakfı Yayınlarından çıkan "Essentials of Research Paper Writing" adlı kitabın baş yazarıdır. Çeşitli gazete ve dergiler için İngilizce'den Türkçe'ye çeviriler yapmıştır. "İstanbul Mon Amour" belgeselinin Türkçe'den İngilizce'ye çevirisi Dilek Vidana Tavaşoğlu'na aittir. Seyahat deneyimlerini paylaşmak üzere eşi Hür Tavaşoğlu ile birlikte kurdukları bencetatil.com isimli internet sitesi 2013 yılı Aralık ayında Hürriyet Bumerang yarışmasında katıldığı kategoride birinci olmuştur. Şimdi de gezi yazılarını Jolly Blog'da bizlerle paylaşmaktadır...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir