Bu yazı kadınlar için, seyyah kadınlar için yazmak istedik. Bugüne kadar Christoph Colomb, Arabistanlı Lawrence ya da Vasco De Gama gibi birçok kaşifin ismini duymuşsunuzdur. Dünyayı baştan aşağı kateden bu gezgin isimler yaptıkları keşifler, geziler, yazdıkları kitaplarla tarih sahnesindeki yerlerini aldılar. Peki ya bu isimlerin yanına Gertrude Bell, Osa Johnson ya da Valentina Tereshkova kadınlar eklesek size bir şeyler çağrıştırır mı? Farklı kültürler, sosyal çevreler ve bölgelerden gelen bu kadınlar en az erkek meslektaşları kadar tarihte iz bıraktılar.
Seyyah Kadınlar
Onlar için birçok şey söylenebilir, ama emin olmamız gereken tek şey, keşfetmeye ve yeni şeyler öğrenmeye karşı duydukları büyük açlık. İşte dünyayı değiştiren seyyah kadınlar:
Gertrude Bell
Bir zamanların ün yapmış casusu Arabistanlı Lawrance’ın gezdiği topraklarda yaptığı arkeolojik kazılarla tanınan ünlü kadın seyyah Gertrude Bell, yazdığı kitaplarda verdiği bilgilerle dünyanın ilgisini çekmiştir. 1868 doğumlu olan Bell, İngiliz yazar, arkeolog ve gezgindir. Birçoklarına göre İngiltere’nin bölgeye gönderdiği casuslardan biridir. İleri derecede Arapça ve Farsça konuşur. Oxford Üniversitesi mezunudur. Suriye, Mısır, Mezopotamya, Ürdün bölgelerine çok sayıda gezi düzenlemiş, bu bölgelerle ilgili kitaplar yazmış, makaleler yayınlamıştır. Bugün Irak tarihinde önemli bir yere sahip olan Irak Ulusal Müzesi, onun çalışmaları sayesinde hayata geçmiştir.
Nellie Bly
Amerikalı gazeteci Nellie Bly, nam-ı diğer Elizabeth Jane Cochrane, kadın seyyahlar denince akla elen en ilginç isimlerden biridir. Onu dünyaya tanıtan olay, gelmiş geçmiş en önemli gazetecilerden Joseph Pulitzer’in gazetesi New York World için hazırladığı ve Lunatic Akıl Hastanesi’ndeki insanlık dışı uygulamaları kaleme aldığı makalelerdir. Bu makaleleri yazmak için hastanede bir hasta gibi kalmak zorunda kalmıştır. Ancak Bly’yi dünyaca ünlü bir seyyah yapan iş, Jules Verne’in “80 Günde Devrialem” kitabından esinlenerek yaptığı dünya turudur. Dünyanın etrafını, gemiler, trenler, çekçekler, atlar, filler ve traktörler yardımıyla 72 günde dolanmıştır. İngiltere’den yola çıkan Bly, önce Fransa’ya, oradan Singapur’a, Japonya’ya gitmiş ve en sonunda Kaliforniya’nın doğu sahillerine dönmüştür. Anılarına göre bu yolculuk tam olarak 72 gün, 6 saat, 11 dakika ve 14 saniye sürmüştür.
Isabella Bird
Isabelle Lucy Bird, 19. yüzyılda dünyanın farklı bölgelerine giden İngiliz kaşif, fotoğrafçı, yazar ve doğa bilimcidir. Özellikle Havai ve Avusturalya bölgelerine yaptığı keşif gezileriyle ünlüdür. “The English Bird” lakabıyla da bilinen Bird, tam bir yanardağ uzmanıdır. Colorado’da bulunan Rocky Dağları’nı ilk keşfeden ve gezen insanlardan biri olduğu söylenir. Dağlarla ilgili kaleme aldığı “The Lady’s Life in teh Rocky Mountains” kitabı o dönemde büyük yankı uyandırmıştır. Bird’ün, Kraliyet Coğrafya Cemiyeti’ne seçilen ilk kadın kaşif olma unvanın taşıdığını da unutmayalım.
Fanny Bullrock Workman
Dünyanın ilk kadın dağcıları arasında gösterilen Amerikalı coğrafya uzmanı, haritacı, kaşif ve gezi yazarı Fanny Bullrock Workman, çok sayıda yükseklik rekorunun da sahibidir. 8 gezi kitabı vardır, sıkı bir de kadın hakları savunucusudur. İspanya’da Hindistan’ın derinliklerine, hatta Himalayalar’a kadar uzanan bir coğrafya da kocası William Workman ile bisiklet turları yapmışlardır. Gittiği bölgelerin haritasını çıkarmakla ünlü olan Workman, aldığı notları daha sonra gezi kitaplarında toplamıştır. Workman aynı zamanda, Paris’teki Sorbone Üniversitesi’ne davet edilen ilk kadın konuşmacıdır.
Jeanne Bare
Fransız gemici ve botanik uzmanıdır. Ancak Bare’yi esas ünlendiren 1700’lü yılların ortasında, Louis Antoine de Bougainville’in La Boudeuse ve Étoile isimli gemileriyle yaptığı seferlere katılarak dünyanın etrafını gemiyle dolaşan ilk kadın unvanını almasıdır. Gemiye kadın almanın uğursuzluk sayıldığı bir ortamda içindeki keşfetme aşkına yenik düşen Bare, gemiye kılık değiştirerek, bir erkek gibi binmiş, adını da “Jean” yapmıştır. Yaklaşık bir yıl süren bu oyun sonunda Güney Pasifik’te yaşayan adalıların gerçeği öğrenmesiyle son bulmuştur. Apar topar Fransa’ya geri gönderilse de, yargılansa ve ceza alsa da Bare, yaptığı bu gezilerde aldığı notlarla yeni bazı bitki türlerinin keşfedilmesine yardımcı olmuştur.
Ida Pfeiffer
Dünya tarihine adını ilk kadın kaşiflerden biri olarak yazdıran Ida Preffier, aynı anda Berlin, Paris ve Londra Kraliyet Coğrafya Cemiyeti’ne üye olmuştur. Kitapları yedi farklı dile çevrilmiştir. Genelde yalnız gezmeyi seven ve risk almaktan kaçınmayan bir yapısı olduğu yazılmıştır. O dönem için oldukça riskli bölgeler sayılan Kudüs, Giza, İstanbul gibi kentlere gitmiştir. Mısır piramitlerini yerinde görmek istemiş, çöllerde günlerce deve ile seyahat etmiştir. Çöllerden hızını alamayarak İzlanda ve İskandinavya’ya geziler düzenlemiştir. Brezilya, Çin, Irak, Hindistan, Endonezya’yı saymıyoruz bile…
Osa Johnson
İlerleyen dönemde eşi Martin Johnson ile evlendikten sonra onun soyadını alacak olan Osa Helen Leighty, 1910-1917 yılları arasında yaptığı geziler ve belgesellerle tanınır. Dünyanın ilk kadın belgesel yönetmenlerinden biridir. Özellikle vahşi doğada yaptıkları keşifler ile tanınırlar. Eşi fotoğraf ve film çekerken, Osa onu hem vahşi doğanın tehlikelerinden korumuş hem de metinlerini yazmıştır. Güney Pasifik, Afrika, Borneo ikilinin favori mekanlarıdır. 1940 yılında kaleme aldığı “I Married Adventure” kitabıyla ünlenmiştir. İkilinin çektiği fotoğraflar bugün bile birçok belgesel ve filmde kullanılmaktadır.
Barbara Hillary
Hem Kuzey hem de Güney Kutbuna ulaşan ilk Afrika-Amerikalı kadın Barbara Hillary, bunları başardığı 75 ve 79 yaşlarıyla tarihteki yerini çoktan almıştır. Kariyerine gerontoloji uzmanı olarak başlamış, hemşirelik yapmış, “The Peninsula Magazine” isimli bir dergi kurmuş, yayın yönetmenliği yapmış, 67 yaşında akciğer kanseri atlatmış, bu hastalık sonucunda nefes alma yeteneğinin yüzde 25’ini kaybetmiş bir kadındır. Yaptığı hazırlıklardan sonra 23 Nisan 2007 tarihinde Kuzey Kutbu’na varmayı başarmıştır. Yaşı 75’tir. 4 yıl sonra da, 06 Ocak 2011 tarihinde içindeki keşfetme aşkını yenemeyerek Güney Kutbu’na ayak basar. Burada da yaşı 79’dur. Tüm bu gezgin ruhun yanında Hillary, aktivist bir kadın hakları savunucusudur aynı zamanda.
Biliyoruz ki Türk kadınları da Dünya Kadınları kadar başarılı ve özverili… Bir başka yazımda da başarılı Türk kadınlarına değineceğim.
okuması çok keyifli, içeriği dolu dolu bir yazı…
Amelia Earhart’ın olmaması şaşırtıcı