Bozcaada Günleri

Canı dondurma çektiğinde kalkıp Antep’ten Maraş’a giden bir dedenin torunu olarak el verdiğince doğal ve güzel lezzetler peşindeyimdir. Bozcaada fotoğraflarını da karıştırırken yazıma nasıl başlayacağıma karar vermiştim bile. Damağımda hala tadı kalan o güzel kahvaltı.Canınızı çektirmek gibi olmasın ama… Gerçi olsun, neden olmasın? Olsun ki kalkıp kopun o karmaşadan da Bozcaada’yı görmeye gidin.

Çanakkale’ye varıp oradan Geyikli’ye geçtikten sonra adaya giden vapuru bekliyoruz. Nasıl bir heyecan nasıl bir heyecan. Yarım saat süren vapur yolculuğundan sonra nihayet adayı görmeye başladık. Adı gibi boz görünüyor ada. Gözünüze ilk çarpan şeylerden biri de kale oluyor.

Arabalar bir bir vapurdan karaya geçerken ben de gözlerimden çıkan sevinç ışıklarıyla bir müddet daha yukarıdan manzaranın tadını çıkarıyorum.

Adada tatlı bir telaş var, arabaların ardından inen meraklı gözler yavaş yavaş yürürken adaya dönen yerliler belki de misafirleri için aldıkları erzakları ya da eşyaları taşıyorlar.

 Eğer kalacak yerinizi önceden ayarlamadıysanız sizi hemen karşılayacak olan ada sakinleri var. Benim önerim ise işinizi şansa bırakmayın ve önceden kalacağınız yeri belirleyip ayırtın.

Ayrıca buranın bir ada olduğunu unutmayıp mümkün olduğunca mayo, güneş kremi, gözlük, palet, olta ve benzeri  ihtiyaçlarınızı geldiğiniz yerden ya da şehir merkezinden gidermeye çalışın. Bulamazsınız diyemem ama bu size biraz pahalıya mal olabilir.

Biraz dinlendikten sonra sabah serinliğini fırsat bilip adanın sokaklarında gezindik. Her sokak her ev her pencere ve kapı kendi başına bir sanat eseri sanki.Nereye bakacağınızı hangi çiçeği koklayacağınızı şaşırıyorsunuz. Taş sokaklarda yürürken kendinizden geçiyor, gölgelerde uyuyan kedileri seyre dalıyorsunuz. Evlerden taşan huzuru hissetmemek elde değil.

Adada birçok kafe ve restoran var. Balıktan tutun da pideye kadar her şeyi bulabilirsiniz.Özel ve değişik şeyler denemek istiyorsanız da domates reçelinin tadına bakabilir gelincik şerbeti içebilirsiniz. Adaya özel adaçayını balla servis eden kafeler var. Yine adada yetişen limon ve dağ kekiğini yol kenarlarına kurulan tezgahlardan edinebilirsiniz.  Her çarşamba kurulan pazarda Çanakkale’den gelen taze meyve ve sebzeler satılıyor. Bu bereketli toprakların size sunduğu organik meyve sebzelerden almamazlık etmeyin.

Ağustos ayının başında adanın bağlarında yetişen çavuş üzümü oluyor. Karalahna denilen siyah bir üzüm ise daha uzun süre tezgahlarda oluyor. Üzüm diyarı olan memleketimizde ben en güzel üzümü burada yedim. Kıtır kıtır ve kokulu…

Alkol alışkanlığım yoktur ama adada bulunan şarap fabrikasının önünden her geçtiğimde o mükemmel kokuyu içime çekmeden duramıyorum.

Karnım acıkmaya başladığında burnumun dikine gidiyor ve kendimi Çiçek Fırınında buluyorum. On tahıllısı mı dersiniz dereotlu mısır ekmeği mi dersiniz bu fırında pek çok çeşit mevcut. Sonuç itibariyle elinizde belki de yiyemeyeceğiniz kadar ekmek çeşidi, aklınızda hala diğer lezzetler varken fırından ayrılıyorsunuz.

Adanın tarihini öğrenmek hatta yakın geleceğine tanıklık etmek için, adada bireysel çabalarla kurulmuş güzel bir müze bulunuyor.  Giriş için 5 TL ödemeniz yeterli oluyor hatta öğrenci iseniz 3 TL veriyorsunuz. Müzede Ara Güler’in çektiği fotoğraflar, Osmanlı’dan kalma belgeler, Çanakkale savaşı sırasında yabancıların bıraktıkları eşyalar ve adanın yakın tarihi ile ilgili obje, belge ve canlandırmalar var. Benim en çok dikkatimi çekenler geçmiş yıllara ait bakkal eşyaları olmuştu. Deterjan kutuları, gazoz kapakları ve daha neler. Hepsini anlatmayalım ki bir tadı olsun. Bu müzeden ada ile ilgili kitap, ayraç, tarihi kartpostallar da bulabilirsiniz.

Havlumuzu, gözlüğümüzü kitabımızı aldık Ayazma’ya gitmeye hazırız. Şu lacivert denize bir de biz girelim. Tertemiz bir deniz fakat üşüyengillerden iseniz bu deniz sizi biraz zora sokabilir bizden söylemesi. Denizin bana ağustos ayında düşündürdükleri bunlar oldu. Devamlı kalanlar eylül ayında denizin daha sıcak olduğunu söylüyor. Hem bu ayda Bozcaada Bağbozumu Festivalini de görmüş olursunuz.

Unutmadan, Bozcaada’da hava durumu ile ilgili bilmeniz gerekenlerden biri de adanın yaz aylarında oldukça rüzgarlı olduğu, buna göre hazırlıklı gelmekte fayda var. İnce bir hırka işinizi görür.

BozcaadaNe yazsak nasıl yazsak da adanın güzelliğine tarif mümkün değil. Ben kendi deneyimlerimi paylaşmakla beraber adada göreceğiniz daha çok yer ve gerçekleştirebileceğiniz aktivite bulunmakta. Arabanızla adanın koylarını gezebilir ve su altına meraklıysanız dalış yapabilirsiniz. Ben öyle maceralara gelemem diyen romantikler ise bir şişe Bozcada şarabı ve rüzgar gülleri eşliğinde gün batımını izleyebilirler.

İşte bu gibi harikulade sepeplerden dolayı gidilecek yerler listenize Bozcaada’yı da eklemeyi unutmayın. Eğer listenizdeyse gelin onu yukarıya çekin!

Bozcaada’yı daha yakından tanımak isteyenler için şimdiye kadar gördüğüm en ayrıntılı ada rehberini aşağıda paylaşıyorum.

Jolly Tur ile Bozcaada Turları için tıklayınız.

 

Doğa tutkunu ve çevreciyim. Organik yiyeceklere de oburum. Hangi yörede ne peyniri var imiş, domatesin güzeli nerede gelinmiş? İşte bunlar hep aşktan :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir