Akdeniz’in Okyanus ile Buluştuğu Nokta; Tarifa

Gemileri yaktık dönmek yok…

Tarifa, 711 yılında henüz küçük bir balıkçı köyü iken Emevilerin Berberi komutanı Tarık Bin Ziyad, Fas’ın Ceuta limanından 7000 askeri ile Tarifa’ya çıkartma yapar, askerler İspanya’ya iner inmez de gemileri yaktırarak askerlerin geri dönmelerini engeller. “Gemileri yaktık” deyimi de buradan kalır.

Cebelitarık Boğazı adını Tarık Bin Ziyad’dan almış. Cebel “Dağ”, CebeliTarık ise “Tarık’ın Dağları” anlamını taşır.

Atlas Okyanusu ile Akdeniz’in buluşma noktası…

blank

Tarifa, Avrupa’nın en güney noktası. Tam da burada ana karaya kısa bir yol ile bağlanan, etrafı surlarla çevrili ve sivillerin girmesi yasak minik bir ada var. Bu yolun sağında kalan popüler Playa de los Lances plajı sörf öğrenen ve yapanlarla dolu. Yolun sol tarafındaki sakin plaj ise Playa Chica, temiz ve berrak Akdeniz plajı… İşte bu buluşma noktasında okyanus esintisinde yürümek heyecan verici.

blank

Tarifa, sokakları ve dükkanları ile canlı bir tatil beldesi. Old town bölgesi farklı konseptteki yeme-içme mekanları, şık ve tarz butikleri, palmiyelerin sıralandığı caddeleri ile beklenti sınırlarını aşan bir yer. Fas’ın hemen karşı kıyısında, Endülüs’te olup da Endülüs çizgilerini taşımaması çok enteresan geldi bana.

Old town’da yürürken görülebilecek tarihi yapılar arasında;

  • Şehrin surları ile şehrin ana kapısı olan Jerez Kapısı 9.yy da Faslılar tarafından yapılmış,
  • 15.yy dan kalma San Mateo Katedrali,
  • Belediye Müzesi olarak kullanılan bina 8.yy da kalma.

blank

Ayrıca limandan Fas’ın Tanca şehrine günlük düzenli feribot seferleri yapılıyor. Gelmişken Cebelitarık Boğazını geçip Fas’ı da göreyim diyenler için kaçırılmayacak bir fırsat. Biz üç kişi idik ve tüm feribot geçişleri, Tanca-Chefchaouen özel araçla transfer, kahvaltı dahil konaklamayı kapsayan 3 günlük paket için kişi başı 190 Euro ödedik, iyi ki de bu fırsatı değerlendirmişiz diyorum şimdi, çünkü Tarifa’ya kadar gidip de Fas’ın mavi şehri Chefchaouen’i görmeden dönmek olmazdı.

Doğa, deniz, kum ve surf…

blank

Cadiz’den özel araç ile yaklaşık 75dk.da ulaşılan Tarifa ve çevresi Endülüs’ün en yeşil bölgesi. Yol boyunca inişli çıkışlı yeşil tepelere kurulmuş olan rüzgar güllerinin sayısı şaşırtıcı derecede fazla ancak, Tarifa’ya 10 km. kala dağ yolunu geride bırakıp deniz seviyesine inildiğinde uçurtma sörfü ve rüzgar sörfü açısından oldukça popüler bir noktaya geldiğini anlıyor insan. Bölgenin en iyi rüzgar alan sörf plajları Valdevaquueros ile Plaja de Los Lances.

Yol denize yakın ve paralel ilerlerken tabelaların zenginliği, aktivitenin bolluğunu işaret ediyor. Trekking parkurları, at biniciliği, rüzgar sörfü, uçurtma sörfü, dağ bisikleti, doğa fotoğrafı, kuş gözlemciliği bunlardan bazıları. Ayrıca mart ayı ortasından ekim ayına kadar olan takvimde Atlas Okyanusuna yapılacak bir kaç saatlik yolculukla balina ve yunusları doğal ortamlarında izleme imkanı var.

blank

Konaklama alternatifi açısından da çeşitliliği ile her kesime hitap edebiliyor. Camping alanları da var, otelleri de… Biz yol kenarında bir hostalde kaldık ama adı hostal, kendisi sevimli mi sevimli bir pansiyon havasında idi. Tarifa’yı Türkiye’de bir yere benzetmeye çalışırsak 70’lerin biraz Kumburgaz Silivri’si biraz da Marmaris’i diyebiliriz.

blank

İspanya’nın Afrika’ya açılan kapısı olan Tarifa’ya Malaga üzerinden karayolu ile ulaşılabilir. Tarifa, kendi küçük ama gezmesi keyifli, aktiviteleri ile adrenalin yüklü, birden fazla gün kalınabilecek güzel bir tatil rotası.

Herhangi Bir Alan Bulunamadı.
blank

1990 lı yılların başları idi; Atlas Dergisi'nin sarı sayfalarında keşfettiğim Adrasan'a sırt çantam ve fotoğraf makinamla ilk defa programsız bir keşif gezisi yapmıştım... O gün bugündür farklı coğrafyalar, ritüeller, kültürler benim rotalarıma yön verdi... Kilometrelerce uzak diyarlarda çekilmiş ve aklımı çelen bir fotoğrafın içine girmek beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Yazı, deneyim, fotoğraf ve videolarımı www.benimlegez.com isimli bloğumda paylaşarak gitmek isteyenlere hadi siz de gidin, cesur olun / ya da gidemeyenlere ise benimle gitmiş gibi hissedebilmelerini amaçlıyorum. Gezmek, görmek, deneyimlemek ve fotoğrafla belgelemek beni yaşama bağlayan bir yaşam ünitesi gibi.... Gezen insan, öğrenen insandır... Gezen insan, dünyayı ve insanları seven insandır... Ozan da böyle demiyor mu " Dünyayı güzellik kurtaracak, sevmekle başlayacak herşey"...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir