Yeter ki Yollara Düş!!!

Gezgin olmayı çok kalıplara sokmaktan hoşlanmıyorum. Önemli olan gezmektir, keşfetmektir, ruhunu beslemektir. Yurt dışında 100 ülke görmen gerekmiyor bir gezgin olman için. Yaşadığın kabuktan çık, her hafta sonu köylere git, atla otobüslere bir başka şehrin havasını solu, otur bir köy kahvesinde insanlarla sohbet et. Gezgin olmanın ruhunu yurt dışında araman çok saçma. O senin içinde. Yeter ki yollara düş!

Kimsenin cesaretini üstüne giymeye çalışma. Ağır gelir omuzlarına taşıyamazsın. Yollara düşmek için illa ki işinden istifa etmek gerekmiyor. Bu şekilde 2 yılda dünyayı gezenler var elbet, hepsine teker teker hayranım. Ama düzenini bozmak istemiyorsan onların gezdiği yerleri 20 sene de gezersin. Biraz uzun sürüyor, ama yapacak bir şey yok :-) Yeter ki yollara düş!

İlla ki otostopla ya da bisikletle gezmen gerekmiyor. Ya da ucuz uçuşlarda sürünmen. Paran varsa bu seni daha az gezgin yapmıyor. Yeter ki düş yollara! Sen business classta uçtuğun zaman gittiğin yer, yapmak istediğin şey değişmiyor inan… Herkes cebindekiyle doğru orantılı geziyor. Sen bir bilet almak için bir yıl kumbaraya para atarken evet o kredi kartına taksit bile yaptırmadan alıyor. Alıyor da senden daha az gezgin olmuyor bunu yapabildiği için. Bunlarla o güzel kafanı yorma diyorum yani. Herkes farklı bu hayatta bunu unutma. Sen kendi yoluna bak yeter!

Yaptıkların, yapabileceklerin senin hayatının bir parçası bunu unutma. Kahramancılık oynamıyoruz ki burada. O paraşütle atladı diye sen de yapmaya kalkma. İstiyorsan yap! Unutma ki herkesin bir limiti var bu hayatta. Limitlerini zorla elbette ama bunu başkalarının cesaretiyle yapmaya kalkma. Otostopla gezerken kalp krizi geçireceksen otobüsle gez. Kim ne diyebilir? Limitlerini sen belirle bu hayatta. İçine keşfetme tutkusu düştüğü zaman, bak bakalım neler yapabilirsin. Çok uzaklara gittiğinde bacakların titriyor ve karnına ağrılar giriyorsa, yapabileceklerinin bir listesini yap. En yakın nereye gidebilirsin, en uzak neresi sana. Yakınlardan başla ki cesaretin artsın. Ufak ufak dokunuşlarla o tutku iyice işlerken içine, sen de ufak ufak uzaklara doğru yol almaya başlayacaksın emin ol!!!

Paraşüt Keyfi

Gezgin olmak için cebinde deli gibi paran olması gerekmiyor. İçinde bulunduğun koşullar sana nasıl yaşamanı öğretiyor çünkü. Gezme tutkusu içine düştüğünde eğer paran yoksa, başka şeylere karşı olan tutkun da köreliyor. Hayatında nelerden kısabileceğini, neleri almazsan veya yapmazsan aslında hiçbir şey kaybetmeyeceğini öğreniyorsun. Gardırobun belki biraz öksüz kalıyor, ama yılın sonunda seyahat ederken aldığın keyfi hiçbir şeyde bulamayacağını biliyorsun. Eğer paran varsa, ikisinin de keyfini sürersin. Ohhh, daha ne olsun derim :-)

Ben 8 yaşımdayken askeri lojmanların tel örgülerinin dışında nasıl bir dünya var merakıyla keşfetme tutkusunun içime işlediğini hatırlarım. Bu, birgün tel örgülerden kaçıp, tren yolunu takip ederek bir köye ulaşmamla sonuçlandı. Evet, akşam lojmana döndüğümde bir panik hali mevcuttu, ama ben annemden yediğim sağlam tokadı hatırlayarak değil, o köyde içtiğim ayranın damağımda bıraktığı tatla büyüdüm!

15 yaşımda gençlik kampına gitmek isteğiyle annemin karşısına dikildiğimde, o kadar istekliydim ki beni vazgeçirmenin yolunun para vermemek olduğunu düşündü. Oysa ben bir ay çalışacağım Kafeyi çoktan kafama koymuştum bile. Temizlik, mutfak işleri derken bir ay bittiğinde, kazandığım parayla kampın yolunu tutmuştum. Annem mi? İçimdeki tutkunun nasıl bir şey olduğunu gözlerimden okudu elbet. Karşı çıkarsa ne değişecekti ki! Kabullenmeyi tercih etti. Bir ay boyunca sabah işe giderken suratıma bakmadı, ama kendi kazandığım parayla kampa gitme cesaretimin onda yarattığı gururu gün arkadaşlarına anlatırken bu kulaklar duydu :-)

Kamp Hayatı

Üniversite yıllarında da çalıştım. Anketörlük de yaptım marketlerde mantarda sattım. Valla bazen üşendiğimden o mantarları yıkamadan pişirdiğim de oldu itiraf ediyorum. Kazandığım paralarla Ege ve Akdeniz koylarının hemen hemen hepsinde çadır kurduk. Evet, bu arada artık bir çift gezgin olmuştuk :-)

Üniversiteyi bitirdiğimde artık biliyordum ki Türkiye sınırları beni zorluyor. Sevgilim “yürü be seni kim tutar” demiş, annemler artık kafama koyduğumu yapacağımı anlamıştı. Bu durumdan hemen istifade edip bana İngiltere yollarına düşmek kaldı… 4 çocuk baktım, barda temizlik yaptım, ütü yaptım ama hem İngiltere’de hem de Avrupa’da pek çok şehrin tadını çıkardım. Bu İngiltere maceram 2 sene sürecekken sevgili hasretine dayanamayıp 7 ayda sürse de, hayatımda ne kadar önemli bir kırılma noktası olduğunu Türkiye’ye döndüğümde anladım. Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi hayatımda. Yeni coğrafyalar keşfetme tutkusunun yanında yeni kültürlere dokunmak tutkusu da içime işlemişti. İngiltere benim hayatıma damgasını vurdu. Orada yaşamış olmanın, aksiliklerle tek başına nasıl mücadele etmen gerektiğini öğrenmenin, o kültürle iç içe olmuş olmanın, çocuk bakıcılığı yapmış olmamın bugün Küçük Gezginle yaşadığımız maceralarımızın temeli olacağını bundan seneler önce kim tahmin edebilirdi!!!

Küçük Gezginle

Parasız olduğumuz zamanlar Türkiye’nin farklı köylerini keşfe çıktık. Bir sene boyunca dişimizi sıkıp ucuz yurt dışı bileti bulabilmek için bilgisayar başında gözlerimin kıpkırmızı olduğu gün sayısı çoktur. Gözler elden gitti biraz, ama değdi doğrusu. Gittiğimiz her ülke, her şehir, hayatımızda derin izler bıraktı. Bizi biz yapan pek çok şeyi öğrendik yollarda. Bazen hiç bilmediğimiz bir yanımızı fark ettik. Bazen körelttik bu bedende olmasını istemediğimiz duyguları.

Sonra bir gün bir kızımız olacağını öğrendik. Sağlıklı olması en büyük dileğimizdi elbette, ama en büyük isteğimiz onun da bizim gibi  gezgin bir ruha sahip olmasıydı. Anne karnındayken bolca gezdik. Koca göbeğimle günde on kilometre yürümekten, saatlerce yüzmekten çekinmedim. Tempomuza ne kadar çabuk alışırsa o kadar iyi diye düşündük. Ve söz verdik birbirimize, ne olursa olsun kızımız bu hayatın bir parçası olacaktı! İşte o yüzden doğduğu andan itibaren, hep bizimle gezdi. Yağmur demedik, rüzgar, soğuk, kar demedik kendimizi yollara attık.  Yollarda düştü, hasta oldu, öksürük krizlerinden nefes alamadı, ateşinden yanakları kıpkırmızı dolaştı… Ama hayat zaten bu değil mi? Hayatın içinde yaşayabileceği her şeyi dört duvarın içinde yaşayacağına yollarda yaşadı. Hep diyorum, biz yollarda büyüyoruz diye. Evet, Küçük Gezgin Çakıl yollarda büyüyor.

396826_10151189646278015_1512302301_n
6,5 yaşında harika bir Kadın Gezgin olarak yetişiyor. Siyahi, Çinli, engelli, Meksikalı, eşcinsel hiç fark etmez, kimseyi yadırgamıyor gözleri. Kimseyi parmakla göstermiyor. Farklılıklara saygı duymayı öğrendi yollarda. Her ülkenin, her şehrin kültürel dokusunu, tarihini sokaklarında, müzelerinde öğrendi. Farklı coğrafyaların farklı iklimleri, farklı saat dilimleri, farklı dilleri, farklı dinleri olduğunu yollarda öğreniyor. Kimini hatırlıyor, kimini hatırlamıyor, ama ben yaşadığı her anı hatırlıyorum… Yetmez mi? Hangi okul verebilir ona yollarda öğrendiklerini?

Yani diyeceğim o ki, gezgin olmak dünyaya başka bir gözle bakmayı öğretiyor insana… Kalıplarından kurtulmayı, farklı ırklara, farklı dinlere saygı duymayı öğretiyor. Ve elbette ki yargılamadan yaşamayı… Her gittiğin yerde öğrendiklerin seni sen yapmaya başlıyor. İçine işliyor.

20150405_123556

Hala tek başıma bir kadın gezgin olarak geziyorum… Hala sevgilimle bir gezgin çift olarak geziyorum… Ve çocukla seyahat etmekten müthiş keyif alıyorum… Üçünün de keyfi ayrı, üçünün de yeri benim için çok bambaşka. Kimi zaman Türkiye’de bir köy evindeki sobadan kestane yiyorum, kimi zaman Almanya’da şinitzel. Hepsi birbirinden keyifli, hepsi birbirinden değerli. Hepsinden duyduğum haz, içimdeki gezme tutkusuyla ilişkili…

IMG_20160216_184502
İşte bu yüzden yollara düşmeli.
İster yakın olsun, ister uzak. İster paran olsun, ister olmasın!
İster bisikletle, ister otostopla, ister arabayla…
İster yalnız, ister arkadaşlarla… İster çocuklu, ister çocuksuz…
Yeter ki yollara düş. Yeter ki ruhunu gezme tutkusunun beslemesine izin ver.

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Paylaşım
Önceki yazıyı okuyun:
Kadın Başımıza Yollardayız…

Çocukluğumda en sevdiğim şeylerden biri haritayı önüme alıp oradan oraya geçerek gezdiğimi hayal etmekti. Yıllar geçti ve ben hayallerimi gerçekleştirme...

Kapat