Ömür Gedik Röportajı

Evcil hayvanlar bizim çocuklarımız

Sinema eleştirmenliği, köşe yazarlığı, hayvan hakları savunuculuğu ve sanatçı kimliğiyle Ömür Gedik… Hayatına birçok alanda çalışmayı, projeyi, yapımı sığdıran Ömür Gedik ile yoğun temposu arasında fırsat bularak son zamanlardaki projeleri, seyahatleri, hayvan hakları ve tatil rotaları üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Sinema eleştirmenliği, köşe yazarlığı, hayvan hakları savunuculuğu, yakın dönemde ise sanatçı kimliğiyle Ömür Gedik ve müzik. Bu çılgın tempo hakkında bize neler söylemek istersiniz?

Aslında birbirleriyle bağlantılı ve gençlik yıllarından beri hep hayatımda olan şeyler. İş olarak insan sevdiği işi yapınca çalışır gibi olmaz, yorulmaz derler. Bu benim için çok çok geçerli. Kendimi o yüzden oldukça şanslı görüyorum. 10 yaşımda piyano çalmaya başlayarak, sonrasında İstanbul’daki çeşitli korolarda yer alarak, daha sonrasında ise üniversite yıllarında benim solisti olduğum grup ile birlikte, müzik hayatımın hep içindeydi. Aynı şekilde sinema da öyle. Boğaziçi Üniversitesi’nde Mithat Alan Film Merkezi vardır. Orada bayağı sinemayla iç içe geçmiştim. Ama onun dışında da iyi bir sinema izleyicisiydim. Bu işleri yapmanız için sevmeniz gerekiyor. İnsan sevmediği işi yaptığında bence çokta başarılı olamıyor. Çünkü başarının arkasında çok çalışmak yatıyor. Çok çalışabilmek içinde bir şeyi sevmek lazım, başka türlü insan çalışamıyor. Bu nedenle sinema olsun, müzik olsun, köşe yazarlığı olsun benim hayatımın hep içinde olan şeyler. O yüzden hiç yorulmuyorum, çözülüp uyumadığım bütün zamanlarda çalışıyorum diyebilirim.

Ömür Gedik şu anda neler yapıyor? Hangi projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

Son iki üç şarkıdır kendi şarkılarımı yazıp söyleme taraftarıyım. Bestesi sözü ve müziği bana ait olanlar. Yakın bir zamanda, herhalde bu röportaj yayınlandığında “Gece Hayvanı” adlı şarkı çıkmış olacak. Şarkının çıkış noktası vizyona giren Tom Ford imzalı “Nocturnal Animals” filmidir. “Gece Hayvanı”, filmden yola çıkarak yazdığım bir şarkı. Biraz daha benim üniversite yıllarında daha iç içe olduğum rock müzik tarzına yakın bir şarkı olacak.

HAÇİKO Derneği’nin (Hayvanları Çaresizlik ve İlgisizlikten Koruma Derneği) kurucusu ve başkanısınız. Tüm geliri hayvanlar yararına kullanılan “Hop Dedik Orda Kal” isimli single albümünde Teoman ile Portakal Orda Kal, Burak Kut ile Aşk Var Ya, Halil Sezai Paracıkoğlu ile Paramparça isimli şarkılarında düetler yaptınız. Son dönemlerde HAÇİKO Derneği özelinde neler yapıyorsunuz?

Aslında hem derneğin başlangıcı, tanıtımı hem de profesyonel müzik hayatına girişim, ikisi eş zamanlı oldu. Bu nedenle özellikle gittiğim bütün radyo ve TV programlarında hayvan haklarıyla ilgili bol bol konuşma imkanı buldum. Bu önemli konuya dikkat çekmeye o yıldan beri devam ettim. HAÇİKO ile birlikte Kral Pop Müzik Ödülleri’nde en iyi sosyal sorumluluk projesini aldık. Çeşitli ödüller almaya devam ediyoruz. Altın Pati Ödül Töreni’ni de yapmaya devam ediyoruz. Türkiye’de hayvan haklarıyla ilgili çalışmalar yapan ve duyarlı olan bütün şarkıcılara ve oyunculara ödüller veriyoruz. Onlara bizim yanımızda oldukları için bir anlamda teşekkür ediyor ve yenilerini de teşvik etmiş oluyoruz.

Hayvan hakları konusunda bizlere neler söylemek ve hangi tavsiyelerde bulunmak isterseniz?

Anatole France’ın bir lafı var. Ben onu sık sık tekrar ediyorum. “Ruhunuzun yarısı bir hayvanla tanışıncaya kadar uykudadır.” der. Ruhları hayvanlarla bir şekilde tanışmış olanlar bizi çok iyi anlıyorlar ve destekliyorlar. Yolda hiç tanımadığım insanların bana gelip: “Ömür Hanım sizi çok seviyoruz.” dediklerinde hayvan sever olduklarını anlıyorum. Bende sizi çok seviyorum, “Hayvan seviyorsunuz değil mi?” diyorum. O enerjiyi gerçekten hissediyoruz birbirimizde. Ben Türkiye’de hayvan hakların konusunda öncü olmaktan, öyle anılmaktan çok çok mutluyum. Bunu ömrümün sonuna kadar elimden geldiğince devam ettirmeye çalışacağım. Tabi ki biz de bağışlarla ayakta durmaya çalışan bir derneğiz. HAÇİKO’ya, www.haçiko.org.tr’den ulaşabilirler. Maalesef Türkiye bağış konusunda yurt dışındaki ülkeler kadar iyi değil. Herkes sözde duyarlı. Bizi çok arayan oluyor, Türkiye’nin dört bir yanından aranıyoruz. Ancak kimse biz yardım etmek istiyoruz diye aramıyor. Keşke herkese yardım edebilsek. Elimizden geldiğince belediyelerle de işbirliği yaparak yardım etmeye çalışıyoruz. Yeterli olabilmek için çok çok yardıma ihtiyacımız var.

Evcil hayvan ile tatil, evcil hayvan sahibi olanların her tatil öncesi çözmek zorunda oldukları sorunlardan biri. Jolly Tur ailesine tavsiyede bulunabileceğiniz evcil hayvan otelleri var mıdır?

Çok şikayet geliyor bu konuda bize. Geçtiğimiz günlerde maalesef üzücü bir olay yaşandı, sahipleri İDO’da hayvanlarının ölüsüyle karşılaştı. Olayın ardından bakanın bir açıklaması var: “Bu şartları iyileştireceğiz, hayvanlar havalandırması ve hijyeni iyi olan yerlerde taşınacak.” diye. Çocuklar da ağlıyor, ses çıkarıyor, onlar da sağı solu rahatsız ediyorlar ama çocukları ayrı bir bölüme koyalım demiyoruz. Hayvanlar için de bunların olmaması lazım. Onlar bizim çocuklarımız, çocuklarımızı yanımızdan ayırmak istemiyoruz. İnsanların bunu anlaması lazım.

Evcil hayvan dostu işletmelere gelince. Onları elimizden geldiğince destekleme ve insanlarla paylaşmaya çalışıyoruz, ama evcil hayvan alanların sayısı az. Bu da maalesef bu işletmelere tatile giden insanların “Evcil hayvan görmek istemiyorum.” cümlelerinden kaynaklanıyor. Birazcık daha duyarlı olmalarını istiyoruz. Yeniden aynı şeyi söyleyeceğim. Nasıl çocuklarla tatile çıkılabiliyorsa, insanları rahatsız etmemek şartıyla hayvanlar da sahipleriyle birlikte işletmelerde rahatlıkla konuk edilebilmeli.

Günün stresinden ve hayatın koşturmacasından biraz olsun sıyrılmanın en etkili yollarından biri seyahatler ve geziler. Yoğun iş programınız arasında kısa kaçamaklara, gezilere fırsat bulabiliyor musunuz?

Hürriyet Gazetesi’nin Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’yle (TÜRSAB) işbirliği yaparak geçekleştirdiği bir proje var. İşim gereği gidiyorum, ama bu gidişler bana ciddi anlamda nefes alma olanağı sunuyor. Sanırım Gaziantep’e, Edirne’ye, İzmir’e gittik. Hürriyet Gazetesi yazarları olarak TÜRSAB ile birlikte pek çok turizm acentasıyla birlikte farklı illeri gezmeye gidiyoruz ve o ilin bütün özelliklerini tur rehberleriyle birlikte öğrenmiş oluyoruz. Bu geziler bana çok iyi geliyor. Mesela Edirne’ye konser vermek için daha önce binlerce kez gittim, fakat hiç görmediğim yerleri Hürriyet gezisi sayesinde görmüş oldum. Onun dışında Türk Hava Yolları’nın yeni rotalarından biri olan Seyşeller direkt uçuşa açıldı ve Seyşeller’e gittim. Ayrıca Küba’ya gittik. Bunlar hep iş ile ilgili ancak bana nefes aldıran küçük küçük kaçamaklar durumunda.

Seyahat rotalarınızı nasıl belirliyorsunuz? Kültür gezileri mi, deniz/kum/güneş gezilerini mi tercih ediyorsunuz?

Tatil planlarım genelde benim konserlerle bağlantılı oluyor. Konser için gittiğim yerlerde kalma süremi birkaç gün uzatıp, o şekilde gittiğim bölgeyi gezmeye çalışıyoruz. Eskiden, kızım küçükken ailece toplaşıp Meksika olsun, Maldivler olsun, farklı bölgelere giderdik. Ancak ne yazık ki artık bu tip toplu gezmeler için çok fazla vakit bulunamıyor.

Bugüne kadar gördüğünüz coğrafyalar içerisinde sizi en çok etkileyen yer neresiydi?

İguazu Şelaleleri, Brezilya’daki yağmur ormanları. Ben ormanda doğada olmayı sevdiğim için, beni çok etkilemişti. Ama Türkiye’de de çok güzel yerler var. Edirne çok hoşuma gitti. Özellikle Karaağaç bölgesi sonradan daha sık gideceğim yerler arasında girdi.

Pek çok yer gördünüz, doğasıyla ve insanıyla tanıştınız. Henüz görmediğiniz hangi coğrafyaya seyahat etmek istersiniz?

Kızımın adı Tayga Gedik. Kuzey ormanları demek. Rusya’nın yukarısındaki soğuğa dayanıklı ormanları çok merak ediyorum. Bir gün inşallah Rusya’nın kuzeyine gitmek istiyorum. Kuzey beni bir şekilde daha çok çekiyor. Türkiye’de ise şarkı sözü yazmak, beste yapmak için ağaçların üzerlerinde yer alan tahtadan evlerde kalarak yani Çıralı’nın oralarda vakit geçirmek istiyorum.

Bir seyahate çıkarken çantanızda genelde neler oluyor? Bir yolculuğa çıkarken en çok ihtiyaç duyduğunuz eşyalar hangileri?

Mutlaka kitap alırım. Ama bitiremeden yarısında geri gelir, İstanbul’da tamamlarım. Artık bütün müzikler telefonumuzda yüklü, ama kulaklık ve müzik dinleyebileceğim bir cihaz yanımda mutlaka olur. Mümkün olduğunca el bagajıyla seyahate çıkmayı tercih ediyorum. Çünkü bagaj beklemek istemiyorum. Bu nedenle olabildiğince sade ve rahat giysilerle gidebileceğim seyahatleri tercih ediyorum. Eskiden bavulumu çok daha fazla doldururdum, artık daha az parçayla idare ediyorum.

Yorum bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Paylaşım
Önceki yazıyı okuyun:
Yeni Kimlik Kartları ile Pasaportsuz Ukrayna Turları

Eşsiz doğal güzellikleri, kültürel ve tarihi mirası ile Doğu Avrupa’nın güzide ülkesi Ukrayna… 1 Haziran öncesine kadar vizesiz pasaportla karşılıklı...

Kapat